Deniz Ticareti Hukukunda Navlun Sözleşmeleri

Yazar: Av. Deniz Nalbant
GİRİŞ
Navlun, deniz ticaretinin temel kavramlarından biri olup, deniz yoluyla eşya taşınmasına ilişkin sözleşmesel ilişkilerin merkezinde yer almaktadır. Türk Deniz Ticareti Hukuku bakımından navlun sözleşmesi, taşıyanın navlun karşılığında denizde eşya taşımayı üstlendiği sözleşme olarak kabul edilmekte ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)’nun 1138 ilâ 1246. maddeleri arasında ayrıntılı biçimde düzenlenmektedir. Kanun koyucu, deniz taşımacılığının kendine özgü yapısını ve rizikolarını dikkate alarak navlun sözleşmesine ilişkin özel hükümler ihdas etmiş; sözleşmenin türleri, tarafları, kurulması, belgelenmesi ve sona ermesi gibi hususları ayrıntılı şekilde ele almıştır.
Bu çalışmada, Deniz Ticaret Hukuku çerçevesinde navlun kavramı ve navlun sözleşmeleri sistematik bir bütünlük içerisinde incelenmekte; navlun sözleşmesinin tanımı, unsurları, tarafları ve türleri ile sözleşmenin kurulması ve sona ermesine ilişkin temel esaslar ortaya konulmaktadır.
I. NAVLUN SÖZLEŞMESİNİN TANIMI VE UNSURLARI
1. Navlun Kavramı
Navlun, genel anlamıyla deniz yolu ile yapılan taşıma faaliyetinin karşılığı olarak taşıyana ödenen bedeli ifade eder. TTK’da navlun kavramına ilişkin açık ve soyut bir tanım yapılmamış olmakla birlikte, navlun sözleşmesine ilişkin hükümlerden hareketle navlunun, taşıma ediminin asli karşı edimi olduğu kabul edilmektedir.
Navlun, deniz ticaretinde yalnızca ekonomik bir bedel olmayıp; aynı zamanda taşıma sözleşmesinin varlığını ve kapsamını belirleyen asli unsurlardan biridir. Bu yönüyle navlun, taşıma faaliyetiyle doğrudan bağlantılı olup, eşyanın taşınması borcunun karşılığını oluşturur.
2. Navlun Sözleşmesinin Tanımı
TTK’da açık tanımına yer verilmemiş olsa da TTK m. 1138/1 hükmünde yer alan düzenleme uyarınca navlun sözleşmesi; taşıyanın, navlun karşılığında deniz yoluyla eşya taşımayı, taşıtanın ise bu taşıma karşılığında navlun ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanabilir. Bu yönüyle navlun sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen ve ivazlı bir sözleşme niteliği taşımaktadır. TTK navlun sözleşmesini, yolculuk çarteri sözleşmesi ve kırkambar sözleşmesi şeklinde iki tür olarak düzenlenmiştir.
3. Navlun Sözleşmesinin Unsurları
Navlun sözleşmesinin varlığından söz edilebilmesi için aşağıdaki unsurların bir arada bulunması gerekmektedir:
3.1. Eşya Taşımanın Taahhüt Edilmesi
Navlun sözleşmesinin temel unsuru, eşyanın taşınmak üzere teslim alınması ve varma yerinde teslim almaya yetkili kişiye teslim edilmesinin taahhüt edilmesidir. Taşınabilecek nitelikte ve maddi varlığı bulunan her şey eşya sayılmakta; eşyanın ticari nitelikte olması veya ferden belirlenmiş bulunması zorunlu olmamaktadır. Buna karşılık yolcu ve bagaj taşımaları navlun sözleşmesinin değil, TTK 1247 ile 1271 hükümleri arasında düzenlenen deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesinin konusunu oluşturur.
3.2.Taşımanın Deniz Yoluyla Yapılması
TTK m. 1138 uyarınca navlun sözleşmesi yalnızca deniz yoluyla yapılan eşya taşımalarına ilişkindir. Bu sebeple kara, hava veya demiryolu ile yapılan taşımalar navlun sözleşmesi kapsamında değerlendirilmeyecektir. Bu durum kısmen deniz/kara/demir/hava yoluyla, gerçekleştirilecek taşımalar bakımından da geçerlidir. Bu tip sözleşmeler de benzer şekilde navlun sözleşmesi değildir, karma taşıma sözleşmesidir.
Taşımanın gemi ile gerçekleştirilmesi zorunlu olmakla birlikte, kullanılacak geminin taşıyana ait olması veya ticaret gemisi niteliği taşıması şart değildir.
3.3. Eşyanın Taşıyanın Zilyetliğinde Taşınması
Navlun sözleşmesinde taşıma borcu, eşyanın taşıyanın zilyetliğine geçirilmesi suretiyle ifa edilir. Taşıyan, eşyayı taşımak üzere teslim almak ve taşıma süresince zilyetliğinde (doğrudan veya dolaylı) bulundurmakla yükümlüdür. Asıl–alt navlun sözleşmelerinin varlığı hâlinde dolaylı zilyetlik de bu unsurun gerçekleşmesi bakımından yeterli kabul edilmektedir.
3.4. Taşımanın Navlun Karşılığında Yapılması
TTK 1138/1 uyarınca navlun sözleşmesi, taşımanın bir ücret(navlun) karşılığında yapılmasını zorunlu kılar. TTK 1200 uyarınca navlun borçlusu kural olarak taşıtandır; ancak TTK m. 1203 uyarınca gönderilen de belirli şartlar altında navlunu ödemekle yükümlü olabilir.
II. NAVLUN SÖZLEŞMESİNİN TARAFLARI VE İLGİLİLERİ
1. Taşıyan
TTK 1138/1 kapsamında taşıyan, navlun sözleşmesi uyarınca deniz yoluyla eşya taşımayı taahhüt eden taraftır. Taşıyanın donatan veya gemi işleteni olması zorunlu olmayıp, taşıma borcunu başka bir taşıyan aracılığıyla da yerine getirmesi mümkündür. Aynı eşyanın taşınması için birden fazla navlun sözleşmesinin akdedilmesi de mümkündür. Bu durum, asıl ve alt navlun sözleşmeleri ayrımını gündeme getirmektedir.
2. Taşıtan
TTK 1138 ve 1200 birlikte değerlendirildiğinde taşıtan, navlun sözleşmesini akdeden ve taşıma karşılığında navlun ödemeyi üstlenen kişi olarak tanımlanabilir. Taşıtanın, taşınacak eşyanın maliki olması gerekmez. Aynı zamanda yükleten veya gönderilen sıfatlarını da haiz olabilir.
3. Fiilî Taşıyan
Fiilî taşıyan, akdî taşıyan tarafından üstlenilen taşımanın fiilen gerçekleştirilmesini kısmen veya tamamen üstlenen kişidir. TTK m. 1191 ve 1192 hükümleri uyarınca fiilî taşıyan, bizzat gerçekleştirdiği taşıma bakımından eşyanın zıyaı, hasarı veya geç tesliminden doğan zararlardan sorumludur.
4. Yükleten
Yükleten, navlun sözleşmesi kapsamında taşınacak eşyayı taşıyana veya onun yetkili temsilcisine teslim eden kişi olarak tanımlanabilir. Yükleten, taşıtanla aynı kişi olabileceği gibi, ondan farklı bir kişi de olabilir ve TTK’da kendisine tanınan belirli hak ve yükümlülüklere sahiptir.
5. Gönderilen
TTK 1203 maddesinde yer alan ifadelerden yola çıkarak gönderilen kavramı , navlun sözleşmesi veya konişmento uyarınca varma limanında eşyayı teslim almaya yetkili kişi olarak tanımlanabilir. Gönderilen, taşıtan veya yükleten olabileceği gibi, komisyoncu veya banka gibi üçüncü bir kişi de olabilir. Konişmentolu taşımada, TTK 1230/1 uyarınca meşru konişmento hamili gönderilen sıfatıyla eşyayı talep etme hakkına sahiptir.
III. NAVLUN SÖZLEŞMELERİNİN TÜRLERİ
TTK M.1138 uyarınca navlun sözleşmesini, yolculuk çarteri sözleşmesi ve kırkambar sözleşmesi şeklinde iki tür olarak düzenlenmiştir.
1. Yolculuk Çarteri Sözleşmesi
TTK M.1138/1(a) uyarınca yolculuk çarteri sözleşmesi, taşıyanın navlun karşılığında geminin tamamını, bir kısmını veya belirli bir yerini taşıtana tahsis ederek denizde eşya taşımayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Bu sözleşmeler tam veya kısmi yolculuk çarteri şeklinde yapılabileceği gibi, tek veya birden fazla yolculuğu kapsayacak şekilde de düzenlenebilir.
2. Kırkambar Sözleşmesi
TTK M.1138/1(b) uyarınca kırkambar sözleşmesinde geminin tahsisi söz konusu olmayıp, belirli eşyanın taşınması taahhüt edilir. Bu sözleşme türünde belirleyici unsur gemi değil, taşınacak eşyadır. Taşıyan, eşyayı geminin uygun yerlerine yükleme konusunda serbesttir; ancak TTK 1151 uyarınca güvertede taşıma ancak kanunda öngörülen şartlar ya da ticari teamülün uygun olması durumunda mümkündür.
IV. NAVLUN SÖZLEŞMESİNİN KURULMASI
Navlun sözleşmesinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Ancak ispat kolaylığı bakımından sözleşmenin yazılı olarak yapılması uygulamada tercih edilmektedir. Yolculuk çarteri sözleşmelerinde taraflar, sözleşme şartlarını içeren bir yolculuk çarter partisinin düzenlenmesini talep edebilir. Eşya teslim alındıktan sonra düzenlenen konişmento ise, özellikle taşıyan ile gönderilen arasındaki ilişkide belirleyici belge niteliğindedir.
V. ASIL VE ALT NAVLUN SÖZLEŞMESİ AYIRIMI
Donatan veya gemi işleteni olmayan bir taşıyanın, taşıma borcunu yerine getirmek amacıyla başka bir taşıyanla navlun sözleşmesi akdetmesi hâlinde alt navlun sözleşmesi; donatan veya işleten sıfatına sahip kimseler ile akdetmesi halinde asıl navlun sözleşmesi söz konusu olur. Eşya, kısmen veya tamamen birden fazla alt navlun sözleşmesine konu olabileceği gibi, birden fazla asıl navlun sözleşmesine de konu olabilmektedir.
Alt navlun sözleşmesi, asıl navlun sözleşmesinden önce veya sonra yapılabilir. Buna ek olarak yolculuk çarteri veya kırkambar sözleşmesi şeklinde de yapılabilir. Alt navlun sözleşmesi, yolculuk çarteri sözleşmesi şeklinde yapılmış ise asıl navlun sözleşmesinin aynı şekilde yapılması gerekmektedir. Öte yandan sözleşme, kırkambar sözleşmesi şeklinde yapılmış ise asıl sözleşmenin yolculuk çarteri ya da kırkambar şeklinde yapılması mümkündür.
Alt navlun ve asıl navlun sözleşmeleri birbirinden bağımsız olup, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği taraflar arasında doğrudan bir hukuki ilişki kurulmaz.
VI. NAVLUN SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
Navlun sözleşmesi, borçların ifasıyla sona erebileceği gibi, TTK’da özel olarak düzenlenen hükümden düşme ve fesih hâlleriyle de sona erebilir. Deniz ticaretine özgü bu sona erme sebepleri bakımından genel hükümlere değil, öncelikle TTK düzenlemelerine başvurulması gerekmektedir.
SONUÇ
Navlun sözleşmesi, deniz ticaretinin işleyişi bakımından temel bir sözleşme türü olup, Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıntılı ve sistematik bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Sözleşmenin unsurları, tarafları ve türleri dikkate alındığında, navlun sözleşmesinin hem ticari hem de teknik yönleri ağır basan karmaşık bir yapı arz ettiği görülmektedir. Bu nedenle navlun sözleşmelerinin hazırlanması ve uygulanması sürecinde, Deniz Ticareti Hukuku’na özgü düzenlemelerin ve deniz ticaretinin yerleşik uygulamalarının birlikte değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz info@berkerberker.com adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz.