Gümrük Vergilerinin İadesinde Faiz Talebinin Sınırları ve Yargılama Giderlerine Etkisi

Yazar: Av. Deniz Nalbant
Giriş
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 18 Şubat 2026 tarihli ve 2025/24 E., 2026/4 K. sayılı kararı, gümrük vergilerinin faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davalarda faiz talebinin nasıl ele alınacağına ve bu talebin kısmen reddedilmesinin yargılama giderleri ile istinaf karar harcı bakımından doğuracağı sonuçlara açıklık getirmektedir. Karar, bölge idare mahkemeleri arasında ortaya çıkan farklı uygulamaların giderilmesi amacıyla verilmiş olup, özellikle gümrük vergilerinin iadesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava stratejisinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
1. Uyuşmazlığın Çerçevesi
Karara konu uyuşmazlıklar, serbest dolaşıma giriş beyannamelerine konulan ihtirazi kayıtların kabul edilmemesi üzerine tahakkuk ettirilen ilave gümrük vergileri, gümrük vergileri ve katma değer vergilerine ilişkindir. Davacılar, gümrük tarife istatistik pozisyonu farklılığından kaynaklanan vergilere karşı yaptıkları itirazların reddine ilişkin işlemlerin iptalini ve ihtirazi kayda konu vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemeleri, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşarak vergilerin iadesine karar vermiştir. Bununla birlikte mahkemeler, faiz yönünden tecil faizi yerine kanuni faiz uygulanması gerektiğini kabul etmiş ve kanuni faiz oranını aşan faiz taleplerini reddetmiştir. Bölge idare mahkemeleri arasında ise bu kısmi ret kararının davacı aleyhine yargılama gideri ve istinaf karar harcı doğurup doğurmayacağı konusunda farklı kararlar verilmiştir.
2. Faiz Talebinin Bağımsız Değerlendirilmesi
Kurulun kararında öne çıkan ilk husus, verginin iadesi talebi ile faiz talebinin birbirinden tamamen bağımsız olmamakla birlikte hüküm sonucu bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğidir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, gümrük vergileri ile bunlara bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizi veya gecikme zammının geri verilmesinde uygulanacak faizin türü ve hesaplama yönteminin 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Bu çerçevede, fazla tahsil edilen gümrük vergilerinin iadesinde uygulanacak faiz bakımından kanuni faiz esas alınmıştır. Dolayısıyla davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebinin hukuka uygun bulunmaması halinde, bu kısım yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Başka bir ifadeyle, dava konusu işlemin iptali ve vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi, davacının daha yüksek oranlı faiz talebinin hükümde ayrıca değerlendirilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Bu yaklaşım, gümrük vergilerinin iadesine ilişkin davalarda talep sonucunun yalnızca ana para bakımından değil, faiz türü ve oranı bakımından da dikkatle formüle edilmesi gerektiğini göstermektedir.
3. Kısmi Ret Kararının Yargılama Giderlerine Etkisi
Kararın en önemli sonuçlarından biri, faiz talebinin kabul edilmeyen kısmının yargılama giderleri üzerindeki etkisine ilişkindir. Kurul, yargılama giderlerinin kural olarak aleyhine hüküm kurulan tarafa yükletileceğini; tarafların davada kısmen haklı çıkması hâlinde ise giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılacağını belirtmiştir.
Bu değerlendirme doğrultusunda, faiz talebinin kanuni faiz oranını aşan kısmının reddedilmesi halinde davacının bu yönden kısmen haksız çıktığı kabul edilmiştir. Buna bağlı olarak Kurul, reddedilen faiz talebi bakımından davacı aleyhine vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Yargılama giderlerine ilişkin bu sonuç oyçokluğuyla kabul edilmiştir. Karşı oyda ise faiz alacağının asıl alacağa bağlı ferî nitelikte olduğu, asıl işlem yönünden davanın kabul edilmesi halinde yalnızca faiz türü bakımından verilen kısmi ret kararının davacı aleyhine yargılama gideri doğurmaması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Bununla birlikte, Kurul çoğunluğunun benimsediği yaklaşım, faiz talebinin hatalı veya mevzuatı aşan şekilde ileri sürülmesinin davacı bakımından mali sonuç doğurabileceğini ortaya koymaktadır.
4. İstinaf Aşamasında Harç Sorumluluğu
Kararda ele alınan bir diğer başlık, faiz talebinin reddedilen kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi halinde istinaf karar harcına hükmedilip hükmedilemeyeceğidir. Kurul, istinaf merciince davacı aleyhine istinaf karar harcına hükmedilebilmesi için istinaf aşamasında verilen nihai kararın davacı aleyhine hüküm içermesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu kapsamda, ilk derece mahkemesinin faiz talebinin kanuni faiz oranını aşan kısmını reddeden hüküm fıkrasına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılması ve bu başvurunun reddedilmesi halinde, istinaf kararının davacı aleyhine sonuç doğurduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle Kurul, böyle bir durumda davacı aleyhine istinaf karar harcına hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Bu değerlendirme, faiz talebine ilişkin uyuşmazlığın yalnızca ilk derece yargılamasında değil, kanun yolu aşamasında da mali sonuç doğurabileceğini göstermektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun kararı, gümrük vergilerinin iadesi davalarında faiz talebinin kapsamının dikkatle belirlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Karara göre, dava konusu işlemin iptali ve vergilerin iadesine karar verilmiş olsa dahi, talep edilen faiz oranının hukuken uygulanabilecek faiz oranını aşan kısmı yönünden davanın kısmen reddine karar verilmelidir.
Bu kısmi ret, davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti doğurabileceği gibi, reddedilen faiz talebine karşı yapılan istinaf başvurusunun kabul edilmemesi halinde istinaf karar harcı yükümlülüğüne de yol açabilecektir. Bu nedenle gümrük vergilerinin iadesine ilişkin uyuşmazlıklarda faiz talebinin, ilgili mevzuat ve özellikle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesi dikkate alınarak oluşturulması önem taşımaktadır.
Karar, mükellefler bakımından olumlu sonuçlanan vergi iadesi davalarında dahi faiz talebinin ayrı bir risk alanı oluşturabileceğini göstermektedir. Bu yönüyle karar, hem dava dilekçelerinin hazırlanmasında hem de istinaf stratejisinin belirlenmesinde faiz talebinin kapsamına ilişkin daha özenli ve ölçülü bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz, info@berkerberker.com adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz.