Türk Ticaret Kanunu Çerçevesinde Limited Şirket Ortaklarının Sorumluluğu

Yazar: Av. Deniz Nalbant
I. Giriş
Limited Şirketler, Türk ticaret hukukunun en yaygın şirket türlerinden birini oluşturmakta ve hem küçük ölçekli işletmeler hem de kurumsal yapılanmalar açısından tercih edilen bir form olarak öne çıkmaktadır. Bu tercihin temel belirleyicisi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) limited şirket ortaklarına tanıdığı sınırlı sorumluluk güvencesidir. TTK m. 573/2 uyarınca ortaklar, şirket borçlarından kişisel olarak sorumlu tutulamaz; yükümlülükleri yalnızca taahhüt ettikleri esas sermaye payını ödemek ve şirket sözleşmesinde belirlenmiş ek ödeme ile yan edim yükümlülüklerini ifa etmekten ibarettir.
Bununla birlikte söz konusu ilke mutlak değildir. Özel hukuk düzleminde TTK’nın öngördüğü ek ödeme yükümlülüğü; kamu hukuku düzleminde ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’dan doğan yükümlülükler, sınırlı sorumluluğun istisnalarını oluşturmaktadır.
II. Ticaret Hukuku Boyutuyla Ortakların Sorumluluğu
1. Sınırlı Sorumluluk İlkesi
Limited şirketlerin temel yapısı, ortakların şirket borçlarına ilişkin kişisel sorumluluğunu dışlayan bir kurgu üzerine inşa edilmiştir. TTK m. 573/2, bu ilkeyi açıkça ifade etmekte; ortakların sorumluluğunu taahhüt ettikleri esas sermaye payı bedeli ile şirket sözleşmesindeki ek yükümlülükler ile sınırlamaktadır. Bu düzenlemenin kurumsal karşılığı TTK m. 602’de yer almaktadır: şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla yalnızca kendi malvarlığıyla sorumludur.
Söz konusu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ortağın şirket alacaklılarına karşı doğrudan muhatap kılınamayacağı sonucuna ulaşılır. Şirket tüzel kişiliği, alacaklılar ile ortaklar arasında bir güvence kalkanı işlevi görmekte; bu durum, limited şirketi tercih eden girişimciler açısından belirleyici hukuki avantajlardan birini oluşturmaktadır.
2. Ek Ödeme Yükümlülüğü
Sınırlı sorumluluk ilkesinin özel hukuk boyutundaki ilk istisnası, TTK m. 603 ile düzenlenen ek ödeme yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük, şirket sözleşmesinde açıkça öngörülmesi koşuluyla ve yalnızca belirli durumlarda işlerlik kazanır: şirketin esas sermayesi ile kanuni yedek akçelerinin zararı karşılayamaması, ek araçlar olmaksızın şirket faaliyetlerinin sürdürülememesi ya da şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran hallerin gerçekleşmesi bu durumlar arasında sayılmaktadır. İflasın açılması, ek ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden muaccel kılar.
Ek ödeme yükümlülüğü yalnızca bireysel nitelik taşır; her ortak yalnızca kendi payına düşen miktarı ödemekle yükümlüdür ve bu tutar, esas sermaye payının itibari değerinin iki katını aşamaz. Öte yandan, ortağın şirketten ayrılmasının tescilinden itibaren iki yıl içinde şirketin iflasa sürüklenmesi halinde, ayrılan eski ortaktan da bu yükümlülüğün ifası istenebilmektedir (TTK m. 604/1). Böylece kanun koyucu, şirketten çıkış yoluyla yükümlülükten kaçınılmasının önüne geçmiştir.
3. Yan Edim Yükümlülüğü
TTK m. 606 uyarınca şirket sözleşmesi, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edecek nitelikte yan edim yükümlülükleri öngörebilir. Bu yükümlülüklerin konusu, kapsamı, koşulları ve diğer önemli unsurlarının şirket sözleşmesinde açıkça belirlenmesi zorunludur. Özkaynak ihtiyacını karşılamaya yönelik nakit veya ayni edim yükümlülüklerinin, şirket sözleşmesinde uygun bir karşılıktan yoksun olması halinde ek ödeme hükümleri çerçevesinde değerlendirileceği öngörülmüştür (m. 606/3).
Hem ek ödeme hem de yan edim yükümlülüklerine ilişkin hükümler, ancak ilgili tüm ortakların onayıyla şirket sözleşmesine sonradan eklenebilir ya da mevcut yükümlülükler ağırlaştırılabilir (TTK m. 607). Bu düzenleme, ortakların haklarının bireysel onayları alınmadan zedelenmemesi amacını taşımaktadır.
III. Kamu Alacaklarından Ortakların Sorumluluğu
1. 6183 Sayılı Kanun Çerçevesinde Doğrudan Sorumluluk
Sınırlı sorumluluk ilkesinin en önemli istisnası, 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu madde uyarınca, limited şirketin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları, ortakların sahip oldukları sermaye payları oranında doğrudan doğruya ortakların şahsi malvarlığından tahsil edilmektedir.
Bu düzenleme, limited şirketi anonim şirketten belirgin biçimde ayırmaktadır. Anonim şirketlerde, yönetim kurulunda yer almayan ve herhangi bir temsil yetkisi bulunmayan ortaklar kamu borçlarından sorumlu tutulmazken, limited şirket ortakları yönetim organında yer almaksızın, yalnızca ortak sıfatıyla dahi kamu alacaklarından oransal bir sorumluluk taşımaktadır. Sorumluluğun kapsamı ortağın sermaye payı oranıyla doğrudan bağlantılıdır; bu yönüyle tam anlamıyla kişisel olmakla birlikte, sınırsız nitelik de taşımamaktadır. Uygulamada kamu alacağının öncelikle şirketten tahsil yoluna gidilmesi, şirketten tahsil edilememesi halinde ortaklara başvurulması gerekmekte; bu durum söz konusu sorumluluğun ikincil (fer’i) niteliğini ortaya koymaktadır.
2. Pay Devri Halinde Müteselsil Sorumluluk
6183 sayılı Kanun m. 35 kapsamında pay devirlerine ilişkin özel bir hüküm öngörülmüştür. Bir ortağın sermaye payını devretmesi halinde payı devreden ve devralan kişiler, devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden birlikte müteselsilen sorumlu tutulmaktadır. Benzer şekilde, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemlerde pay sahiplerinin farklı kişiler olması halinde de söz konusu kişiler müteselsil sorumluluk altına girmektedir. Bu hüküm, kamu alacaklısını koruma amacı güden ve pay devirlerini bir sorumluluktan kaçış aracı olmaktan çıkaran etkin bir mekanizma işlevi görmektedir.
VI. Sonuç
Limited şirket ortakları, ticaret hukukunun temel ilkesi olan sınırlı sorumluluk güvencesinden yararlanmakta; TTK m. 573/2 ve 602 uyarınca şirket borçlarından kural olarak kişisel sorumluluk taşımamaktadır. Ne var ki bu ilke, hem özel hukuk hem de kamu hukuku düzleminde önemli istisnalara tabi kılınmıştır. Özel hukuk alanında ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, ortağın belirli koşullar altında ek mali yük taşımasına zemin hazırlamaktadır. Kamu hukuku alanında ise 6183 sayılı Kanun m. 35, ortakları kamu alacaklarından sermaye payları oranında doğrudan sorumlu tutmakta ve bu çerçevede limited şirketi anonim şirketten belirgin biçimde ayırmaktadır.
Sonuç itibarıyla limited şirket kuruluşunda ve yönetiminde, hem ortakların sorumluluk rejimini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmesi; özellikle kamu borçlarına ilişkin riskleri ortaklık yapısı planlamasında gözetmesi büyük önem taşımaktadır.
Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz, info@berkerberker.com adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz.