Aralık Ayı Dikkat Çeken Yargıtay Kararları

Yargıtay 9. HD 2021/9607 E. 2021/13681 K. RG Sayı: 31686 11/12/2021
Dava ve Karar: Davacı ….. adına Av. ….. ile davalı ….. Tekstil Turz. Nak. Ltd. Şti arasındaki davada Türkoğlu Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi’nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) miktar itibariyle kesin olan 28/11/2019 tarih, 2016/689 esas 2019/701 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu iddiası ile kanun yararına bozulması, Adalet Bakanlığı’nın 09.09.2021 tarih ve 39152028-153.01-1015-2020-R. 1520/24650 sayılı yazısı ile talep edilmiş olmakla,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363. maddesindeki;
“(1) (Değişik: 20/7/2017-7035/33 md.) İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
(2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
(3) Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmi Gazetede yayımlanır.” hükmü gereği dosyadaki tüm belgeler okunup dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesine haklı bir sebep olmadan son verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, kanun yararına bozulması için Adalet Bakanlığı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Kanun yararına temyize konu edilen uyuşmazlık, mahkemece delillerin değerlendirilip değerlendirilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği ve kararın yeterli gerekçe içerip içermediği noktasında toplanmaktadır.
Anayasamızın ‘Hak Arama Hürriyeti’ başlıklı 36. maddesine göre “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”. Gerek Anayasamızda gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru hukuki dinlenilme hakkıdır. Adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınan bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ‘hukuki dinlenilme’ haklı başlıklı 27. maddesinde de, davanın taraflarının kendi haklan ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın açıklama ve ispat hakkını içerdiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Davanın taraflarının, açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre, hükmün gerekçe bölümü iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsamalıdır (m.297/1).
Somut uyuşmazlıkta, davacı iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek feshe bağlı alacaklarının davalıdan tahsilini istemiş, davalı taraf ise iş sözleşmesinin davacının devamsızlığı üzerine haklı sebeple feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece, iş sözleşmesinin işverence feshedildiği, feshin haklı bir sebebe dayanmadığı sonucuna varılmış ise de, dosya kapsamındaki delillerin yeterince değerlendirilmediği, eksik inceleme ile sonuca gidildiği böylece tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Davalı işveren ile davacı arasında, davacının devamsızlık tutanağının düzenlendiği tarihlerde işe gitmediği noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf anılan tarihte iş göremezlik raporu bulunduğunu ileri sürmüş ise de, dosyada bu yönde herhangi bir belge bulunmamaktadır. Diğer taraftan dava dilekçesi ekinde sunulan Türkiye İş Kurumu yazısından, davacının işveren aleyhine ALO 170 hattı aracılığıyla 24.11.2015 tarihinde şikayette bulunduğu, bu şikayete ilişkin inceleme sonucunda davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı görülmektedir. Bu yazının dayanağı şikayet içeriğinin, işveren ile görüşme tutanaklarının ve diğer belgelerin dosyaya getirtilmemesi tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir. Aynı şekilde, davalı işveren tarafından keşide edilen ihtarname ile davacıdan mazeretini bildirmesi istenmiş, bu ihtarname davacıya 23.11.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde 07.12.2015 tarihine kadar davalıya ait işyerinde çalıştığını ileri sürmüş ise de, dosya kapsamındaki Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının 27.11.2015 tarihinde başka bir işyerinde işe girişinin yapılmıştır. Mahkemece, işveren tarafından tutulan tutanakların her zaman tek taraflı olarak düzenlenebileceği, dosyada görgüye dayalı bilgisi olan tek tanığın davacı iddiaları doğruladığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne dair hüküm kurulmuştur. Bu gerekçe 6100 sayılı Kanunda ifade edilen unsurları taşımamakta olup, karar bu yönüyle de usul ve yasaya aykırıdır. Somut olayda, taraflarca bildirilen feshe yönelik delil ve belgelerin eksiksiz olarak toplanması, taraflara açıklama ve ispat hakkını kullanmaları yönünde imkan tanınması, böylece ileri sürülen vakıalar ile ilgili müphem hususlar aydınlatılarak, tarafların feshin haklılığı yahut haksızlığına yönelik iddia ve savunmalarının dosyadaki tüm deliller ile birlikte gerekçeli şekilde tartışılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği göz ardı edilmiştir. Açıklanan ilke ve esaslar dikkate alınmadan karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan, kanun yararına bozma isteğinin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç: Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemi açıklanan gerekçe ile yerinde görülmekle Türkoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 28/11/2019 tarih, 2016/689 esas 2019/701 sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine iadesine, bozma kararının bir örneğinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumun 363. maddesinin 3. fıkrası gereğince Resmi Gazete’de yayınlanması için Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesine, 05.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. HD 2021/4337 E. 2021/369 K. RG Sayı: 31686 11/12/2021
Dava: Taraflar arasındaki davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde kanun yararına Adalet Bakanlığı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, doğalgaz tesisatı yapımını konu alan eser sözleşmesinin ifası sırasında verilen zararın tazminine yönelik hakem heyeti kararın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile doğalgaz tesisatı yapımı için anlaştıklarını, müvekkilinin 26.03.2019 tarihinde işi bitirip teslim ettiğini, ancak davalının 06.08.2019 tarihinde Şehzadeler Kaymakamlığı İlçe Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı’na başvurarak mutfak dolabı kapaklarının doğalgaz tesisatı yapımı esnasında hasar gördüğünü belirterek verilen hasarın tazminini talep ettiğini, bu başvuru üzerine tüketici hakem heyetince mutfak dolabı kapaklarının rayiç değeri olan 5.300,00 TL’lik tutarın müvekkili tarafından davalıya ödenmesine karar verildiğini, doğalgaz tesisatının döşenmesi esnasında meydana geldiği ileri sürülen mutfak dolabı kapaklarındaki hasarı müvekkilinin yaptığı işle bağdaştıran, arasında illiyet bağı kurulmasına olanak sağlayan bir bulgunun olmadığını, sadece şikayet eden …’ in iddialarının mevcut olduğunu, bu iddiaların hukuken dayanaktan yoksun olduğunu, teslim anında her hangi bir şikayetin olmadığını, teslim tarihinden yaklaşık 4,5 ay sonra ilgili tüketici hakem heyetine başvuruda bulunulduğunu, öne sürülen bu hasarın bu süreçte meydana gelebileceğini, görev yönünden itirazlarının olduğunu, ilgili tüketici hakem heyetinin bu kapsamda görevli olmadığını, böyle bir karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hakem heyeti kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 07.11.2014 tarih 29188 sayılı Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin 5. Maddesi uyarınca, Tüketici hakem heyetlerinin görev ve yetki alanına giren başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorunda olduğu, görev ve yetki alanı dışında kalan başvuruları, tüketicinin başvuru yapabileceği yerleri de belirterek başvuru sahibine iade etmesi gerektiğini, aynı yönetmeliği 7. maddesi gereğince il tüketici hakem heyetleri il sınırları içinde, ilçe tüketici hakem heyetlerinin ise ilçe sınırları içinde yetkili olduğu, tüketici hakem heyeti kurulmayan ilçelerde Bakanlıkça o ilçe için belirlenen tüketici hakem heyetinin yetkili olduğu, başvuruların tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılması gerektiği, somut olayda, davalı tüketicinin yerleşim yerinin ve tüketici işlemine konu olan işlemin yapıldığı yerin de Turgutlu olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlık hakkında, Turgutlu İlçe Tüketici Hakem Heyeti yetkili ve görevli olduğundan bahisle davacının davasının kabulü ile Şehzadeler İlçe Tüketici Hakem Heyeti’nin 24.10.2019 tarih ve 162320190003703 Kararın iptaline karar vermiştir.
Manisa 2. Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatı ile) Mahkemesi’nin miktar itibariyle kesin olarak verilen 26.11.2019 tarih ve 2019/702 Esas, 2019/883 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz isteğinde bulunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun dava şartlarını düzenleyen 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralına yer verilmiş, Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin yetki alanını düzenleyen 7 nci maddesinde ise il tüketici hakem heyetlerinin il sınırları içinde, ilçe tüketici hakem heyetlerinin ise ilçe sınırları içinde yetkili olduğu, tüketici hakem heyeti kurulmayan ilçelerde Bakanlıkça o ilçe için belirlenen tüketici hakem heyetinin yetkili olduğu, başvuruların tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabileceği düzenlenmiştir.
Anılan mevzuatta dayanılarak tüketici hakem heyetlerinin yetki alanlarının yeniden yapılandırılmasına dair Ticaret Bakanlığı Bakanlık Makamı’nın 09.07.2018 tarih ve 35660763 sayılı Onayına istinaden 01.08.2018 itibarıyla Turgutlu İlçe Tüketici Hakem Heyetinin görevine son verilerek Turgutlu İlçesindeki tüketici işlemlerinde Şehzadeler İlçe Tüketici Hakem Heyeti’nin görevli hale getirildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; davalının tüketici hakem heyetine başvuru tarihinin 15.08.2018 tarihi olduğu da dikkate alındığında mahkemece, Şehzadeler İlçe Tüketici Hakem Heyetinin görevsiz olduğu belirtilmişse de, başvuru tarihinde Turgutlu İlçe Tüketici Hakem Heyetinin kapanmış olup Turgutlu alanına giren uyuşmazlıklarda Şehzadeler İlçe Tüketici Hakem Heyetinin yetkili kılınmış olması nedeniyle işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken hakem heyetinin görevsizliği nedeniyle davanın kabulüyle kararın iptal edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemi kabul edilerek, mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Manisa 2. Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatı ile) Mahkemesi’nin 26.11.2019 tarih, 2019/702 esas ve 2019/883 karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere HMK’nın 363/1 maddesi uyarınca Kanun yararına BOZULMASINA, HMK’nın 363/3. maddesi gereğince gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin ve dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 23.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. HD 2021/10553 E. 2021/14959 K. RG Sayı: 31686 11/12/2021
Dava ve Karar: Davacı …. … ile davalı … Marketler Ticaret Anonim Şirketi arasındaki davada … Batı 3. İş Mahkemesince verilen 21/02/2020 tarih, 2019/544 esas ve 2020/66 sayılı hukuka aykırı olduğu iddiası ile kanun yararına bozulması, Adalet Bakanlığı’nın 05.10.2021 tarih ve 39152028-153.01-1365-2020-E. 1941/27798 sayılı yazısı ile talep edilmiş olmakla,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363. maddesindeki;
“(1) (Değişik: 20/7/2017-7035/33 md.) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
(2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
(3) Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır.” hükmü gereği dosyadaki tüm belgeler okunup dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı ve geçerli bir neden olmadan feshedildiğini beyan ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne, davalı işveren tarafından gerçekleştirilen feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, davacının yasal süresi içerisinde işe başlamak için başvurmasına rağmen işverenin süresinde işe başlatmaması halinde ödemesi gereken tazminat miktarı ile davalı işverene süresi içerisinde başvurması halinde hak kazanacağı ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık brüt ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
Karara karşı davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge adliye mahkemesince davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, kanun yararına bozulması için Adalet Bakanlığı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27 nci maddesinde, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları ifade edilmektedir. Bu hak, ilk olarak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanunun uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir. 19.01.2011 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa ile Tebligat Kanununda esaslı değişiklikler yapılmıştır.
Tebligat Kanununun 7/a maddesine göre tüm özel hukuk tüzel kişilerine elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu olup anılan hükme rağmen elektronik yolla tebligat yapılamaması hâlinde Kanunda belirtilen diğer usulleriyle tebligat yapılacağı düzenlenmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (TK) “Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat” başlıklı 12 nci maddesine göre “Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.”
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat” başlıklı 13 üncü maddesine göre de “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.”
Açıklanan bu yasal düzenlemelere göre, tüzel kişiye tebligatın tebligata elverişli bir elektronik adresi varsa bu yolla, aksi takdirde yetkili Ticaret Sicil Memurluğunda kayıtlı adrese, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12 nci ve 13 üncü maddelerinde belirlenen esaslara uygun olarak, yapılması gereklidir.
Dosya kapsamından, dava dilekçesi, tensip zaptı ve gerekçeli karar ile duruşma gününü bildirir davetiyelerin davacının fesihten önce çalıştığı mağaza adresine tebliğ edildiği ve yargılamanın bu şekilde sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf, işe iade davasından haberdar edilmediklerini, davacının yargılamanın bitiminden sonra şirketin Ticaret Sicil Memurluğu kayıtlarındaki adresine işe iade başvurusunda bulunması üzerine davadan haberdar olduklarını, savunma hakkının usulsüz tebligat sebebiyle kısıtlandığını ileri sürmüştür.
Davalı taraf tüzel kişi olup, öncelikle tebligata elverişli bir elektronik adresi varsa bu adrese, aksi takdirde Ticaret Sicil Memurluğu kayıtlarında mevcut merkez adresine tebligat yapılması gerekirken, mahkemece mağaza adresine tebligat yapılması hatalıdır. Tebligatın usulüne uygun olmaması, taraf teşkilinin usulünce sağlanmaması anlamına gelir. Bu halde, yargılamadan haberdar edilmeyen davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği açıktır. Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeplerle kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemi açıklanan gerekçe ile yerinde görülmekle … Batı 3.İş Mahkemesi’nin 21/02/2020 tarih, 2019/544 esas ve 2020/66 sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, dosyanın mahkemesine iadesine, bozma kararının bir örneğinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesinin 3. fıkrası gereğince Resmi Gazete’de yayınlanması için Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesine, 26/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.