<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Berker Berker Hukuk Bürosu</title>
	<atom:link href="https://www.berkerberker.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.berkerberker.com</link>
	<description>Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 13:17:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Gümrük Vergilerinin İadesinde Faiz Talebinin Sınırları ve Yargılama Giderlerine Etkisi</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/gumruk-vergilerinin-iadesinde-faiz-talebinin-sinirlari-ve-yargilama-giderlerine-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:16:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6142</guid>

					<description><![CDATA[Yazar: Av. Deniz Nalbant Giriş Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 18 Şubat 2026 tarihli ve 2025/24 E., 2026/4<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yazar: <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/deniz-nalbant/">Av. Deniz Nalbant</a></strong></em></p>
<h3>Giriş</h3>
<p>Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 18 Şubat 2026 tarihli ve 2025/24 E., 2026/4 K. sayılı kararı, gümrük vergilerinin faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davalarda faiz talebinin nasıl ele alınacağına ve bu talebin kısmen reddedilmesinin yargılama giderleri ile istinaf karar harcı bakımından doğuracağı sonuçlara açıklık getirmektedir. Karar, bölge idare mahkemeleri arasında ortaya çıkan farklı uygulamaların giderilmesi amacıyla verilmiş olup, özellikle gümrük vergilerinin iadesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava stratejisinin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.</p>
<h3>1. Uyuşmazlığın Çerçevesi</h3>
<p>Karara konu uyuşmazlıklar, serbest dolaşıma giriş beyannamelerine konulan ihtirazi kayıtların kabul edilmemesi üzerine tahakkuk ettirilen ilave gümrük vergileri, gümrük vergileri ve katma değer vergilerine ilişkindir. Davacılar, gümrük tarife istatistik pozisyonu farklılığından kaynaklanan vergilere karşı yaptıkları itirazların reddine ilişkin işlemlerin iptalini ve ihtirazi kayda konu vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.</p>
<p>İlk derece mahkemeleri, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşarak vergilerin iadesine karar vermiştir. Bununla birlikte mahkemeler, faiz yönünden tecil faizi yerine kanuni faiz uygulanması gerektiğini kabul etmiş ve kanuni faiz oranını aşan faiz taleplerini reddetmiştir. Bölge idare mahkemeleri arasında ise bu kısmi ret kararının davacı aleyhine yargılama gideri ve istinaf karar harcı doğurup doğurmayacağı konusunda farklı kararlar verilmiştir.</p>
<h3>2. Faiz Talebinin Bağımsız Değerlendirilmesi</h3>
<p>Kurulun kararında öne çıkan ilk husus, verginin iadesi talebi ile faiz talebinin birbirinden tamamen bağımsız olmamakla birlikte hüküm sonucu bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğidir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, gümrük vergileri ile bunlara bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizi veya gecikme zammının geri verilmesinde uygulanacak faizin türü ve hesaplama yönteminin 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.</p>
<p>Bu çerçevede, fazla tahsil edilen gümrük vergilerinin iadesinde uygulanacak faiz bakımından kanuni faiz esas alınmıştır. Dolayısıyla davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebinin hukuka uygun bulunmaması halinde, bu kısım yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Başka bir ifadeyle, dava konusu işlemin iptali ve vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi, davacının daha yüksek oranlı faiz talebinin hükümde ayrıca değerlendirilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır.</p>
<p>Bu yaklaşım, gümrük vergilerinin iadesine ilişkin davalarda talep sonucunun yalnızca ana para bakımından değil, faiz türü ve oranı bakımından da dikkatle formüle edilmesi gerektiğini göstermektedir.</p>
<h3>3. Kısmi Ret Kararının Yargılama Giderlerine Etkisi</h3>
<p>Kararın en önemli sonuçlarından biri, faiz talebinin kabul edilmeyen kısmının yargılama giderleri üzerindeki etkisine ilişkindir. Kurul, yargılama giderlerinin kural olarak aleyhine hüküm kurulan tarafa yükletileceğini; tarafların davada kısmen haklı çıkması hâlinde ise giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılacağını belirtmiştir.</p>
<p>Bu değerlendirme doğrultusunda, faiz talebinin kanuni faiz oranını aşan kısmının reddedilmesi halinde davacının bu yönden kısmen haksız çıktığı kabul edilmiştir. Buna bağlı olarak Kurul, reddedilen faiz talebi bakımından davacı aleyhine vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.</p>
<p>Yargılama giderlerine ilişkin bu sonuç oyçokluğuyla kabul edilmiştir. Karşı oyda ise faiz alacağının asıl alacağa bağlı ferî nitelikte olduğu, asıl işlem yönünden davanın kabul edilmesi halinde yalnızca faiz türü bakımından verilen kısmi ret kararının davacı aleyhine yargılama gideri doğurmaması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Bununla birlikte, Kurul çoğunluğunun benimsediği yaklaşım, faiz talebinin hatalı veya mevzuatı aşan şekilde ileri sürülmesinin davacı bakımından mali sonuç doğurabileceğini ortaya koymaktadır.</p>
<h3>4. İstinaf Aşamasında Harç Sorumluluğu</h3>
<p>Kararda ele alınan bir diğer başlık, faiz talebinin reddedilen kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi halinde istinaf karar harcına hükmedilip hükmedilemeyeceğidir. Kurul, istinaf merciince davacı aleyhine istinaf karar harcına hükmedilebilmesi için istinaf aşamasında verilen nihai kararın davacı aleyhine hüküm içermesi gerektiğini belirtmiştir.</p>
<p>Bu kapsamda, ilk derece mahkemesinin faiz talebinin kanuni faiz oranını aşan kısmını reddeden hüküm fıkrasına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılması ve bu başvurunun reddedilmesi halinde, istinaf kararının davacı aleyhine sonuç doğurduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle Kurul, böyle bir durumda davacı aleyhine istinaf karar harcına hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.</p>
<p>Bu değerlendirme, faiz talebine ilişkin uyuşmazlığın yalnızca ilk derece yargılamasında değil, kanun yolu aşamasında da mali sonuç doğurabileceğini göstermektedir.</p>
<h3>Sonuç ve Değerlendirme</h3>
<p>Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun kararı, gümrük vergilerinin iadesi davalarında faiz talebinin kapsamının dikkatle belirlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Karara göre, dava konusu işlemin iptali ve vergilerin iadesine karar verilmiş olsa dahi, talep edilen faiz oranının hukuken uygulanabilecek faiz oranını aşan kısmı yönünden davanın kısmen reddine karar verilmelidir.</p>
<p>Bu kısmi ret, davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti doğurabileceği gibi, reddedilen faiz talebine karşı yapılan istinaf başvurusunun kabul edilmemesi halinde istinaf karar harcı yükümlülüğüne de yol açabilecektir. Bu nedenle gümrük vergilerinin iadesine ilişkin uyuşmazlıklarda faiz talebinin, ilgili mevzuat ve özellikle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesi dikkate alınarak oluşturulması önem taşımaktadır.</p>
<p>Karar, mükellefler bakımından olumlu sonuçlanan vergi iadesi davalarında dahi faiz talebinin ayrı bir risk alanı oluşturabileceğini göstermektedir. Bu yönüyle karar, hem dava dilekçelerinin hazırlanmasında hem de istinaf stratejisinin belirlenmesinde faiz talebinin kapsamına ilişkin daha özenli ve ölçülü bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine işaret etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz, </em><a href="mailto:info@berkerberker.com"><em>info@berkerberker.com</em></a><em> adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Platformların Düzenlenmesinde Yeni Bir Dönem: Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Oyun Dağıtıcılarına Yönelik Hukuki Çerçeve</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/dijital-platformlarin-duzenlenmesinde-yeni-bir-donem-sosyal-ag-saglayicilari-ve-oyun-dagiticilarina-yonelik-hukuki-cerceve/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:16:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6122</guid>

					<description><![CDATA[Yazar: Av. Deniz Nalbant I. Giriş Dijital teknolojilerin toplumsal yaşama sirayet etmesi, özellikle çocuklar ve gençler başta olmak<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar: Av. Deniz Nalbant</p>
<h4><strong>I. Giriş</strong></h4>
<p>Dijital teknolojilerin toplumsal yaşama sirayet etmesi, özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere tüm kullanıcı kesimleri için yeni hukuki güvence ihtiyacını gündeme taşımaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde kabul edilen Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Esas No: 2/3566), torba yasa niteliği taşımakla birlikte, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun&#8217;da gerçekleştirdiği köklü değişiklikler itibarıyla dijital platformlar hukukunun seyrini doğrudan etkileyen bir düzenleme olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>Söz konusu düzenlemenin hukuki temeli, devletin Anayasal yükümlülükleri ile Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı gibi uluslararası sözleşmelerden doğan koruma ödevine dayandırılmaktadır. Siber zorbalık, zararlı içerik maruziyeti, dijital bağımlılık ve bilinçsiz harcama riski gibi somut tehditler gerekçede açıkça sayılmış; bu tehditlerle mücadelede bütüncül ve denetlenebilir bir koruma mekanizması oluşturulması amaçlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>II. Kavramsal Çerçeve ve Aktörlerin Hukuki Statüsü</strong></h4>
<p>Kanunun öngördüğü yükümlülük rejimini işlevsel kılacak temel adım, daha önce yasal zeminden yoksun bulunan aktörlerin hukuki statüye kavuşturulmasıdır. Bu çerçevede 5651 sayılı Kanun&#8217;un tanımlar maddesine &#8220;oyun&#8221;, &#8220;oyun sağlayıcı&#8221; ve &#8220;oyun dağıtıcı&#8221; kavramları eklenmiştir.</p>
<p>5651 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesine üç yeni tanım eklenmiştir:</p>
<p>&nbsp;</p>
<table width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="50%"><strong><span style="text-decoration: underline;">Kavram</span></strong></td>
<td width="50%"><strong><span style="text-decoration: underline;">Tanım</span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="50%"><em><strong>Oyun</strong></em></td>
<td width="50%">İnternet üzerinden dağıtılan, oynanan veya güncellenen dijital oyunlar</td>
</tr>
<tr>
<td width="50%"><em><strong>Oyun Sağlayıcı</strong></em></td>
<td width="50%">Oyunları veya oyun içi bileşenleri üreten gerçek veya tüzel kişiler</td>
</tr>
<tr>
<td width="50%"><em><strong>Oyun Dağıtıcı</strong></em></td>
<td width="50%">Oyunların dağıtılmasına veya oynanmasına imkân sağlayan gerçek veya tüzel kişiler</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2></h2>
<p><em>Önem: Sağlayıcı-dağıtıcı ayrımı, yükümlülüklerin teknik ve idari kapasiteye göre doğru muhataplara yöneltilmesini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Her iki aktörün ayrı ayrı sorumluluğu bulunmakta; yaş derecelendirmesi oyun sağlayıcıya, dağıtım kontrolü ise oyun dağıtıcıya bırakılmaktadır.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu üçlü ayrımın pratik sonuçları belirleyici niteliktedir:</p>
<ul>
<li><strong>Oyun sağlayıcı</strong>, dijital oyunları üreten veya geliştiren taraf olarak tanımlanmakta ve yaş derecelendirmesi yükümlülüğünün birincil muhatabı konumuna yerleştirilmektedir.</li>
<li><strong>Oyun dağıtıcı</strong> ise oyunların dağıtılmasına veya oynanmasına imkân sağlayan taraf olarak tanımlanmakta; ebeveyn kontrol araçları sağlama, temsilci atama ve yüksek yaş kriteri uygulama gibi yükümlülüklerin muhatabı olmaktadır.</li>
</ul>
<p>Bu kavramsal ayrımın önemi, yalnızca tanımsal açıklıkla sınırlı kalmamaktadır. Önceki taslak metinlerde oyun geliştiricilere yüklenen yaş doğrulama ve kapsamlı veri paylaşım yükümlülükleri, yapılan değişikliklerle platformlara ve dağıtıcılara aktarılmıştır. Dolayısıyla nihai düzenleme, teknik ve idari kapasiteye göre farklılaştırılmış bir sorumluluk dağılımı benimsemektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>III. Temel Yükümlülükler</strong></h4>
<h5><strong>1. Sosyal Ağ Sağlayıcılarına Getirilen Yükümlülükler</strong></h5>
<p>Kanun, sosyal ağ sağlayıcılarına çocuk koruma ekseninde birbirini tamamlayan bir dizi yükümlülük öngörmektedir.</p>
<h5><strong>1.1. Yaş temelli erişim kısıtlaması</strong></h5>
<p>On beş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunulması kesin olarak yasaklanmış; bu yasağın etkin biçimde uygulanabilmesi için sağlayıcılara yaş doğrulama sistemi kurma yükümlülüğü getirilmiştir. On beş yaş üstü çocuklar için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış, güvenli bir hizmet ortamı sunulması zorunlu kılınmıştır.</p>
<h5><strong>1.2. Ebeveyn kontrol mekanizmaları</strong></h5>
<p>Sağlayıcılar, açık ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sunmakla yükümlüdür. Bu araçlar en az şu mekanizmaları kapsamalıdır:</p>
<ul>
<li>Hesap ayarlarının kontrol edilmesi</li>
<li>Satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi işlemlerin ebeveyn iznine/onayına tabi kılınması</li>
<li>Kullanım süresinin izlenmesi ve sınırlandırılması.</li>
</ul>
<h5><strong>1.3. Aldatıcı reklam yasağı</strong></h5>
<p>Dolandırıcılık amacı taşıyan veya gerçeğe aykırı vaatler içeren reklamları engelleme yükümlülüğü doğrudan sağlayıcıya bırakılmıştır.</p>
<h5><strong>1.4. Büyük ölçekli platformlara özgü yükümlülükler</strong></h5>
<p>Türkiye&#8217;den günlük erişimi <u>on milyonu aşan</u> sosyal ağ sağlayıcıları, 5651 sayılı Kanun&#8217;un 8/A maddesi kapsamındaki acil durum kararlarını (yaşam hakkı, ulusal güvenlik, kamu düzeni) <u>derhal ve en geç 1 saat içinde</u> uygulamak zorundadır. Aynı kapsama giren platformlar, daha önce hakkında erişim engeli kararı verilen içeriklerin yapay zeka ve otomatik sistemler dahil her türlü teknik altyapı kullanılarak yeniden yayınlanmasını proaktif olarak önlemekle de yükümlüdür.</p>
<p>Kurumun denetim taleplerinde bilgi/belge sunma süresi <em>&#8220;en geç 3 ay&#8221; </em>dan <em>&#8220;derhal ve en geç 15 gün&#8221;</em> olarak kısaltılmıştır.</p>
<h5>2. Oyun Dağıtıcılarına Getirilen Yükümlülükler</h5>
<p>Oyun platformlarına yönelik yükümlülükler, sosyal ağ sağlayıcılarına paralel bir yapıda kurgulanmış olmakla birlikte sektörün kendine özgü nitelikleri dikkate alınarak biçimlendirilmiştir.</p>
<h5><strong>2.1. Yaş derecelendirmesi</strong></h5>
<p>Oyun sağlayıcılar, oyunlarını yaş kriterlerine göre derecelendirmekle yükümlüdür. Usulüne uygun şekilde derecelendirilmemiş oyunları dağıtıcı sunamaz; ancak oyun sağlayıcı tarafından derecelendirme yapılmamış oyunları, en yüksek yaş kriteri esas alınmak kaydıyla sunabilir. Bu yaklaşım, önceki taslakta öngörülen sınıflandırılmamış oyunların doğrudan yasaklanması yerine, erişim sınırı uygulanması yöntemini benimsemesi bakımından daha ölçülü bir müdahale aracı olarak değerlendirilebilir.</p>
<h5><strong>2.2. Yurt dışı kaynaklı oyun dağıtıcıları için temsilci yükümlülüğü</strong></h5>
<p>Türkiye&#8217;den <u>günlük erişimi 100.000&#8217;den fazla olan yurt dışı kaynaklı</u> oyun dağıtıcıları, Türkiye&#8217;de gerçek veya tüzel kişi temsilci belirlemek ve bu temsilciye ait iletişim bilgilerini internet sitesinde erişilebilir şekilde yayımlamak zorundadır.</p>
<p>Bu düzenlemenin temel amacı, kullanıcı mağduriyetlerinin giderilmesini ve resmi tebligatların etkin biçimde yapılabilmesini sağlamaktır. Temsilcilerin hukuki sorumluluğunun kapsamı ise uygulamaya ilişkin yönetmelik aşamasında belirlenecek olan açık bir husus olarak gündemdeki yerini korumaktadır.</p>
<h5><strong>2.3. Şeffaflık ve ebeveyn kontrol araçları</strong></h5>
<p>Oyun dağıtıcılar da sosyal ağ sağlayıcılarına benzer biçimde, hesap ayarlarının yönetilmesini ve ücretli işlemlerin ebeveyn onayına tabi kılınmasını kapsayan kontrol mekanizmaları sunmakla yükümlüdür.</p>
<p>Öte yandan Kurum, oyun sağlayıcı ve dağıtıcıdan kurumsal yapı, algoritmalar, veri işleme süreçleri ve ticari tutumlar hakkında her türlü açıklamayı talep edebilir. Talep edilen bilgi ve belgeler <u>derhal ve en geç 15 gün</u> içinde sunulmalıdır.</p>
<h5>3. Risk Değerlendirmesi Yükümlülüğü</h5>
<p>Kanunla getirilen yeni bir yükümlülük türü olarak risk değerlendirmesi mekanizması, sosyal ağ sağlayıcıları ile yurt dışı kaynaklı oyun dağıtıcılarını kapsamaktadır. Bu yükümlülük uyarınca ilgili aktörler, Türkiye&#8217;ye yönelik sundukları veya sunmayı planladıkları hizmetler bakımından temel hakların korunması, aile ve çocuk güvenliği, kamu düzeni ile hukuka aykırı içeriklerin yayılması konularında risk değerlendirmesi yaparak Kuruma bildirmek zorundadır.</p>
<p>Kurum bu bildirimleri inceleme, ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alma ve riskin azaltılması için gerekli tedbirleri alma yetkisine sahiptir. Hizmetin kısmen veya tamamen durdurulması da dahil olmak üzere geniş kapsamlı tedbir bildirimi yapabilmesi, düzenlemenin önemli müdahale araçlarından birini oluşturmaktadır.</p>
<h4><strong>IV. Yaptırım Sistemi ve Güvenceler</strong></h4>
<p>Kanun, yaptırım mekanizmasını iki ayrı eksen üzerine inşa etmektedir: caydırıcılık ve orantılılık.</p>
<h5><strong>1. Sosyal ağ sağlayıcıları</strong></h5>
<p>Sosyal ağ sağlayıcıları açısından veri güvenliği, çocuk koruma ve aldatıcı reklam gibi kritik yükümlülüklerin ihlali halinde bir önceki takvim yılındaki küresel cironun <u>%3’üne kadar</u> idari para cezası uygulanabilecektir. Bu model, maktu cezaların küresel teknoloji şirketleri nezdinde caydırıcılıktan yoksun kalabileceği değerlendirmesiyle tercih edilmiş olup AB Dijital Hizmetler Yasası&#8217;ndaki yaklaşımla örtüşmektedir.</p>
<h5><strong>2. Oyun dağıtıcıları</strong></h5>
<p>Oyun dağıtıcıları için ise kademeli yaptırım sistemi benimsenmiştir.</p>
<table width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="50%"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Aşama</strong></span></td>
<td width="50%"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Yaptırım</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="50%">Bildirimden itibaren 30 gün içinde uyumsuzluk</td>
<td width="50%"><strong>1 milyon TL – 10 milyon TL</strong> idari para cezası</td>
</tr>
<tr>
<td width="50%">İkinci 30 günlük sürede uyumsuzluk</td>
<td width="50%"><strong>10 milyon TL – 30 milyon TL</strong> idari para cezası</td>
</tr>
<tr>
<td width="50%">İkinci cezaya rağmen uyumsuzluk</td>
<td width="50%">Bant genişliğinin <strong>%50</strong> oranında daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvuru</td>
</tr>
<tr>
<td width="50%">Devam eden uyumsuzluk</td>
<td width="50%">Bant genişliğinin <strong>%90&#8217;a kadar</strong> daraltılması</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bildirimden itibaren otuz günlük sürede uyumsuzluk halinde bir milyon ile on milyon Türk lirası arasında idari para cezası uygulanmakta, ardından gelen otuz günlük ikinci süreçte uyumsuzluğun devam etmesi halinde bu üst sınır otuz milyon Türk lirasına yükselmektedir. İdari para cezalarının sonuç vermemesi halinde ise bant genişliği daraltımı devreye girmektedir; önce yüzde elli, ardından yüzde doksana kadar çıkabilen bu daraltma oranları, ilk taslakta doğrudan öngörülen platform kapatma yetkisinin kaldırılması sonucu benimsenen alternatif bir yaptırım aracı niteliğindedir.</p>
<p>Yaptırım mekanizmasına yargısal güvence işlevi gören iki temel unsur entegre edilmiştir: bant daraltma kararlarının sulh ceza hâkimliği kararına bağlanması ve 5271 sayılı Kanun çerçevesinde itiraz yolunun açık tutulması. Öte yandan yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde uygulanan para cezasının dörtte birinin tahsil edilmesi, reklam yasağının kaldırılması ve hâkim kararlarının kendiliğinden hükümsüz kalması, düzenlemenin geçici ve amaca bağlı niteliğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<h4><strong>V. Yürürlük</strong></h4>
<p>Madde 22 (sosyal ağ sağlayıcıları), Madde 23 (oyun platformları) ve Madde 24 (risk değerlendirmesi) hükümleri: Kanunun yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girecektir.</p>
<p>Bu süre, platformlara teknik uyum için tanınmış bir geçiş dönemi niteliği taşımaktadır.</p>
<h4><strong>VI. Sonuç</strong></h4>
<p>Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun&#8217;un dijital platformlara ilişkin hükümleri, Türk internet hukukunda köklü bir dönüşümün habercisidir. Oyun, oyun sağlayıcı ve oyun dağıtıcı kavramlarının yasal tanıma kavuşturulması, muğlak sorumluluk zincirlerini netleştirmiş; sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen yaş doğrulama, proaktif içerik engelleme ve ciro bazlı yaptırım modeli ise denetim kapasitesini belirgin biçimde güçlendirmiştir.</p>
<p>Bununla birlikte düzenleme, kritik uygulama sorunlarını ileriki aşamalara bırakmaktadır. Yaş doğrulama sistemlerinin teknik standartları, temsilcilerin hukuki sorumluluk sınırları ve ciroya dayalı cezanın tespit usulü yönetmelik düzeyinde netlik kazanacaktır. KVKK ile uyum gereklilikleri de uygulamada belirleyici bir gerilim noktası olmaya aday görünmektedir.</p>
<p>Sürecin sektör paydaşlarının aktif müdahalesiyle şekillendiği, platform kapatma gibi ağır araçların ise çalışma grupları aracılığıyla metinden çıkarıldığı göz önünde bulundurulduğunda, asıl mücadelenin yönetmelik aşamasında yaşanacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle ikincil mevzuatın takibi, ilgili tüm aktörler açısından birincil öncelik olmayı sürdürmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz, </em><a href="mailto:info@berkerberker.com"><em>info@berkerberker.com</em></a><em> adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Katılım Kalkınma ve Yatırım Bankaları Hakkında Mali Raporlama Düzenlemelerine İlişkin Güncelleme</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/katilim-kalkinma-ve-yatirim-bankalari-hakkinda-mali-raporlama-duzenlemelerine-iliskin-guncelleme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 14:15:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6120</guid>

					<description><![CDATA[Yazar: Av. Deniz Nalbant &#38; Av. Öykü Türkoğlu Giriş Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından 30 Nisan<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yazar: <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/deniz-nalbant/">Av. Deniz Nalbant</a> &amp; <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/oyku-turkoglu/">Av. Öykü Türkoğlu</a></strong></em></p>
<h3><strong>Giriş</strong></h3>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından 30 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan &#8220;Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlara İlişkin Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ&#8221; uyarınca bankalarca kamuya açıklanacak finansal tablolara ilişkin bir dizi önemli değişiklik getirmiştir. Söz konusu değişiklikler, katılım kalkınma ve yatırım bankaları kurumunun mali raporlama sistemine dahil edilmesiyle Türk bankacılık sektöründe yeni bir düzenleyici çerçeve oluşturmaktadır. Bu güncelleme, katılım kalkınma ve yatırım bankaları ile geleneksel bankacılık kurumları arasında finansal raporlama standardizasyonu sağlamayı hedeflemektedir.</p>
<h3><strong>1. Katılım Kalkınma ve Yatırım Bankaları Tanımı ve Kapsamı</strong></h3>
<p>Tebliğin 3. maddesinin birinci fıkrasında yapılan eklemeye göre, &#8220;katılım kalkınma ve yatırım bankaları&#8221; kavramı yasal olarak tanımlanmıştır. Bu kurumlar, 19 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan Katılım Esaslarına Uyum Tebliğinin 3. maddesinde belirtilen tanımlamaya uygun hareket etmektedir. Bu sınıflandırma, finansal sistem içerisinde katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankacılığı alanlarını birleştiren bir kategori olarak kendini ortaya koymaktadır. Söz konusu kurumlar, bundan sonra finansal tablo hazırlama ve kamuya açıklama yükümlülükleri bakımından diğer bankacılık kuruluşları ile eşit düzeyde yer alacaklardır.</p>
<h3><strong>2. Mali Raporlamada Yeni Tanımlamalar ve Değişiklikler</strong></h3>
<h4><strong>2.1. Finansal Tablolarda Katılım Bankaları ve Katılım Kalkınma Yatırım Bankaları Ayrımı</strong></h4>
<p>Tebliğin 4. maddesinin birinci fıkrasında, &#8220;katılım bankaları&#8221; ibareleri &#8220;katılım bankaları ile katılım kalkınma ve yatırım bankaları&#8221; olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik, söz konusu kurumların raporlama yükümlülükleri bakımından standart bir muhasebe sistemi içine dahil edilmesini sağlamaktadır. Diğer taraftan, aynı maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde &#8220;bin&#8221; ibaresi &#8220;milyon&#8221; şeklinde değiştirilmiş; bu muhasebe verileri sunumu ile ilgili ölçek açısından güncelleme yapılmıştır. Söz konusu düzeltme, finansal raporlamanın daha geniş bir bakış açısıyla hazırlanmasını ve makroekonomik göstergelerin daha kesin şekilde yansıtılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.</p>
<h4><strong>2.2. Finansal Raporlarında Tablo ve Fonlar Yapısının Yeniden Düzenlenmesi</strong></h4>
<p>Tebliğin 7. ve sonraki maddelerinde, finansal tablolarda yer alan tabloların dipnotları ve açıklamalarına yönelik geniş ölçüde güncelleme yapılmıştır. Özellikle, katılım bankaları ile katılım kalkınma ve yatırım bankaları arasında ayırım yapılarak, &#8220;Bankalar Katılım Fonu&#8221;, &#8220;Katılım Fonu&#8221; ve benzeri kategorilerde bu kurumlar ayrı ayrı tanımlanmıştır. Bu ayrım, finansal sisteme katılımcı kurumların fon yapıları ve gümrük-teknik unsurları açısından farklılıkları vurgulamakta ve denetim faaliyetlerinde hassasiyet sağlamaktadır.</p>
<p>16.maddede yer alan tabloların dipnotlarında &#8220;Katılım Bankaları&#8221; ibaresinden sonra &#8220;ile katılım kalkınma ve yatırım bankaları&#8221; ibaresi eklenmiş; böylece her iki kurum tipi için ortak bir muhasebe dilinin oluşturulması hedeflenmiştir. Aynı madde altında &#8220;Döviz Tevdiat Hesabı&#8221; ve &#8220;Fonlar&#8221; başlıkları altında katılım kalkınma ve yatırım bankaları için ayrı tanımlamalar yapılmış; bu kurumların teknik özellikleri raporlamada doğru şekilde yansıtılmıştır.</p>
<h4><strong>2.3. Katılım Fonları Tanımlamalarının Yapılandırılması</strong></h4>
<p>13.ve 14. maddeler kapsamında, katılım bankaları ile katılım kalkınma ve yatırım bankaları için &#8220;Diğer Mali Kuruluşlardan Sağlanan Fonlar&#8221; kategorilerinde yeni açıklamalar eklenmiştir. Bu düzeltmeler, her iki kurum türünün mali bünyesinin ve fon akışlarının finansal tablolarda daha net biçimde gösterilmesini sağlamakta; böylece paydaşlar, söz konusu kurumların operasyonel faaliyetlerini daha iyi analiz edebilmektedir.</p>
<h4><strong>2.4. Kredi Karşılıkları ve TFRS 9 Uygulaması</strong></h4>
<p>16.madde kapsamında yapılan değişiklikler, özellikle kredilere ilişkin beklenen kredi zararı karşılıkları açısından kritik öneme sahiptir. Tabloların dipnotlarında &#8220;TFRS 9&#8217;a göre beklenen kredi zararı karşılığı ayırmayan katılım bankaları ile katılım kalkınma ve yatırım bankaları&#8221; ve &#8220;TFRS 9&#8217;a göre beklenen kredi zararı karşılığı ayıran katılım bankaları ile katılım kalkınma ve yatırım bankaları&#8221; şeklinde açıklama yapılmıştır. Bu kategorilendirme, bankacılık sektöründe muhasebe standartlarının uygulanış şeklinin farklılığını gözeterek, denetleme ve raporlama süreçlerinde uyumluluğu sağlamaktadır.</p>
<h3><strong>Sonuç</strong></h3>
<p>Söz konusu tebliğ güncellemesi, Türk bankacılık sektöründe katılım, kalkınma ve yatırım bankaları kurumlarının finansal raporlama sistemi içine resmi olarak entegre edilmesini işaret etmektedir. Bu adım, geleneksel bankacılık sistemine alternatif sunan katılım bankacılığı modelinin sistem içindeki yerinin güçlendirilmesi ve denetim mekanizmalarının geliştirilmesi açısından önemlidir.</p>
<p>Tebliğde yapılan değişiklikler, finansal tabloların daha net, standart ve karşılaştırılabilir hale getirilmesini sağlamaktadır. Katılım bankaları ile katılım kalkınma ve yatırım bankaları arasında yapılan sistematik ayrım, her bir kurumun kendine has özelliklerinin denetimsel ve muhasebeci açıdan doğru şekilde takip edilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, TFRS 9 standardının uygulanış biçimindeki farklılıkların açık şekilde tanımlanması, uluslararası muhasebe standartları ile uyum açısından olumlu bir gelişmedir.</p>
<p>Özellikle katılım bankacılığı faaliyetleri yürüten kurumlar, söz konusu değişikliklerin uzmanlar yardımıyla muhasebe sistemlerine ve raporlama prosedürlerine derhal yansıtılmasını sağlaması gerekmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz, </em><a href="mailto:info@berkerberker.com"><em>info@berkerberker.com</em></a><em> adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 19) Kapsamında Uzaktan Kimlik Tespiti Rejimi</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/mali-suclari-arastirma-kurulu-genel-tebligi-sira-no-19-kapsaminda-uzaktan-kimlik-tespiti-rejimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 15:53:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6081</guid>

					<description><![CDATA[Yazar: Av. Deniz Nalbant  Giriş Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte uzaktan müşteri edinimi süreçlerinin hukuki çerçevesi giderek daha fazla<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Yazar: <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/deniz-nalbant/">Av. Deniz Nalbant </a></em></strong></p>
<h3><strong>Giriş</strong></h3>
<p>Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte uzaktan müşteri edinimi süreçlerinin hukuki çerçevesi giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 19), 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında uzaktan kimlik tespiti yöntemlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyerek, yükümlüler bakımından kapsamlı bir uyum çerçevesi ortaya koymaktadır. Tebliğ, uzaktan kimlik doğrulama süreçlerinin güvenli, izlenebilir ve risk temelli bir yaklaşımla yürütülmesini hedeflemektedir.</p>
<h3><strong>Tebliğin Amacı ve Kapsamı</strong></h3>
<p>Tebliğ’in temel amacı, yükümlülerin müşterileriyle fiziksel olarak bir araya gelmeksizin kimlik doğrulaması yapabilmelerine imkan tanıyan yöntemlerin standartlarını belirlemektir. Bu kapsamda Tebliğ;</p>
<ul>
<li>Finansal kuruluşlar ile belirli finansal olmayan meslek gruplarını kapsamakta,</li>
<li>Uzaktan kimlik tespiti süreçlerinde kullanılabilecek elektronik kanalları (mobil uygulama, internet şubesi, web tabanlı platformlar vb.) tanımlamakta,</li>
<li>Sürekli iş ilişkisi tesisinde kimlik doğrulama süreçlerine ilişkin asgari gereklilikleri ortaya koymaktadır.</li>
</ul>
<p>Bu yönüyle Tebliğ, dijital müşteri edinimi ile kara para aklama ile mücadele yükümlülükleri arasında denge kurmayı amaçlayan temel düzenlemelerden biri niteliğindedir.</p>
<h3><strong>Uzaktan Kimlik Tespitine İlişkin Temel İlkeler</strong></h3>
<p>Tebliğ kapsamında uzaktan kimlik tespitine ilişkin süreçler, belirli temel prensiplere bağlanmıştır:</p>
<h4><strong>1. Risk Temelli Yaklaşım</strong></h4>
<p>Uzaktan kimlik tespiti süreçlerinin merkezinde risk temelli yaklaşım yer almaktadır. Bu çerçevede yükümlüler;</p>
<ul>
<li>Müşteri profili oluşturmak,</li>
<li>İş ilişkisinin amacı ve mahiyetini analiz etmek,</li>
<li>Müşterinin fon kaynaklarını ve işlem davranışlarını değerlendirmek</li>
</ul>
<p>zorundadır.</p>
<p>Bu yaklaşım, her müşteri için standart bir prosedür uygulanması yerine, risk seviyesine göre farklılaştırılmış kontrol mekanizmalarının devreye alınmasını öngörmektedir.</p>
<h4><strong>2. Kimlik Doğrulama ve Veri Teyidi</strong></h4>
<p>Tebliğ, uzaktan kimlik tespitinde alınan bilgilerin doğruluğunun çeşitli kaynaklar üzerinden teyit edilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda:</p>
<ul>
<li>Kimlik bilgileri, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı üzerinden doğrulanır,</li>
<li>Alınan veriler, kimlik paylaşım sistemi aracılığıyla teyit edilir,</li>
<li>Süreçte elde edilen tüm bilgi ve belgeler kayıt altına alınır.</li>
</ul>
<p>Bu düzenleme, uzaktan kimlik tespitinin güvenilirliğini artırmayı ve sahte kimlik kullanımını önlemeyi hedeflemektedir.</p>
<h4><strong>3. Sürecin Tamamlanma Zamanı</strong></h4>
<p>Tebliğ’e göre uzaktan kimlik tespiti, sürekli iş ilişkisi tesis edilmeden önce tamamlanmalıdır. Bu hüküm, müşteri ile herhangi bir finansal ilişkiye girilmeden önce kimlik doğrulama sürecinin eksiksiz şekilde sonuçlandırılmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<h4><strong>4. Elektronik Kanalların Kullanımı</strong></h4>
<p>Uzaktan kimlik tespiti süreçleri;</p>
<ul>
<li>Mobil uygulamalar,</li>
<li>Web tabanlı platformlar,</li>
<li>İnternet şubeleri</li>
</ul>
<p>gibi elektronik kanallar üzerinden yürütülebilmektedir. Ancak bu kanalların;</p>
<ul>
<li>Yeterli teknik altyapıya sahip olması,</li>
<li>Güvenlik ve gizlilik standartlarını sağlaması,</li>
<li>Kimlik doğrulama bileşenlerini içermesi</li>
</ul>
<p>gerekmektedir.</p>
<h4><strong>5. Sıkılaştırılmış Tedbirler ve Gelişmiş Kontroller</strong></h4>
<p>Tebliğ, uzaktan kimlik tespiti ile kurulan iş ilişkilerinin doğası gereği daha yüksek risk barındırabileceğini kabul ederek, bu tür ilişkilerde sıkılaştırılmış tedbirler uygulanmasını öngörmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda yükümlüler;</p>
<ul>
<li>Müşteri hakkında ilave bilgi edinmek,</li>
<li>İşlemleri daha sık izlemek,</li>
<li>Üst yönetim onayı mekanizmaları kurmak,</li>
<li>İşlem limitleri belirlemek,</li>
<li>Şüpheli işlem tespitine yönelik kontrol sıklığını artırmak</li>
</ul>
<p>gibi önlemleri uygulamakla yükümlüdür.</p>
<p>Ayrıca, ilk finansal işlemin başka bir finansal kuruluş üzerinden gerçekleştirilmesi gibi ek güvenlik katmanları da öngörülebilmektedir.</p>
<h4><strong>6. Kayıt ve Saklama Yükümlülükleri</strong></h4>
<p>Uzaktan kimlik tespiti sürecinde elde edilen:</p>
<ul>
<li>Kimlik bilgileri,</li>
<li>Görüşme kayıtları,</li>
<li>Teyit belgeleri</li>
</ul>
<p>dahil olmak üzere tüm veri ve kayıtların, talep edilmesi halinde yetkili mercilere sunulabilecek şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Bu yükümlülük, denetim ve inceleme süreçlerinin etkinliğini sağlamak açısından kritik öneme sahiptir.</p>
<h4><strong>7. Uyum ve Yaptırım Rejimi</strong></h4>
<p>Tebliğ’de öngörülen yükümlülüklere uyulmaması halinde, ilgili yükümlüler hakkında 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında idari yaptırımlar uygulanacaktır.</p>
<p>Bu durum, uzaktan kimlik tespiti süreçlerinin yalnızca teknik bir operasyon değil, aynı zamanda ciddi hukuki sorumluluklar doğuran bir uyum alanı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<h3><strong>Genel Değerlendirme</strong></h3>
<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 19), Türkiye’de uzaktan müşteri edinimi süreçlerinin hukuki altyapısını oluşturan temel düzenlemelerden biri olarak öne çıkmaktadır. Tebliğ ile:</p>
<ul>
<li>Uzaktan kimlik tespiti süreçleri standartlaştırılmış,</li>
<li>Risk temelli yaklaşım güçlendirilmiş,</li>
<li>Dijital kanallar üzerinden müşteri edinimi mümkün hale getirilmiş,</li>
<li>Aynı zamanda kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadele mekanizmaları korunmuştur.</li>
</ul>
<p>Özellikle finansal teknolojilerin (fintech) gelişimi ve uzaktan hizmet sunumunun yaygınlaşması dikkate alındığında, Tebliğ’in getirdiği düzenlemelerin uygulamada kritik bir rol oynadığı açıktır.</p>
<p>Bu çerçevede, yükümlülerin hem teknik altyapılarını hem de iç kontrol ve uyum mekanizmalarını Tebliğ hükümleri doğrultusunda yapılandırmaları; olası yaptırımların önüne geçilmesi ve sürdürülebilir bir uyum yapısının tesis edilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz </em><a href="mailto:info@berkerberker.com"><em>info@berkerberker.com</em></a><em> adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Berker Berker, Legal 500 Tarafından 2026 Yılında da Tanındı</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/berker-berker-legal-500-tarafindan-2026-yilinda-da-tanindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 15:45:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6075</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk büromuz, Legal 500 EMEA 2026 kapsamında Uyuşmazlık Çözümü ve Bankacılık, Finans ve Sermaye Piyasaları alanlarında üst üste ikinci<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hukuk büromuz,<em> Legal 500 EMEA 2026</em> kapsamında <strong>Uyuşmazlık Çözümü</strong> ve <strong>Bankacılık, Finans ve Sermaye Piyasaları </strong>alanlarında üst üste ikinci kez sıralamada yer aldığını paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz.</p>
<p>Bu başarılar, müvekkillerimizin bize duyduğu güvenin ve ekibimizin her bir dosyaya uzman bakış açısıyla, stratejik ve çözüm odaklı yaklaşımının bir sonucudur.</p>
<p>Sürekli destekleri ve güvenleri için müvekkillerimize ve meslektaşlarımıza teşekkür ederiz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaktan Kimlik Tespiti Tebliği’nde Kapsamlı Değişiklik: Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar ve Yapay Zeka Kullanımı</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/uzaktan-kimlik-tespiti-tebliginde-kapsamli-degisiklik-kripto-varlik-hizmet-saglayicilar-ve-yapay-zeka-kullanimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 11:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6073</guid>

					<description><![CDATA[Yazarlar: Av. Ayça Berker &#38; Av. Deniz Nalbant  Giriş Sermaye piyasalarında dijitalleşme ve finansal teknolojilerin gelişimi, müşteri edinimi<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yazarlar: <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/ayca-berker/">Av. Ayça Berker</a> &amp; <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/deniz-nalbant/">Av. Deniz Nalbant </a></strong></em></p>
<h3><strong>Giriş</strong></h3>
<p>Sermaye piyasalarında dijitalleşme ve finansal teknolojilerin gelişimi, müşteri edinimi ve sözleşme süreçlerinin yeniden şekillenmesine neden olmaktadır. Bu dönüşüm doğrultusunda, uzaktan kimlik tespiti uygulamaları yalnızca aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri ile sınırlı kalmayıp daha geniş bir finansal ekosistemi kapsayacak şekilde evrilmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda, Aracı Kurumlar ve Portföy Yönetim Şirketleri Tarafından Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Tebliği (III-42.1)’nde yapılan değişiklik, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu değişiklik ile Tebliğ’in kapsamı genişletilmiş, teknolojik gelişmelere uyum sağlanmış ve uygulamaya yönelik önemli ilave yükümlülükler getirilmiştir.</p>
<h3><strong>Önceki Düzenleyici Çerçeve</strong></h3>
<p>2022 yılında yürürlüğe giren Tebliğ ile:</p>
<ul>
<li>Aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketlerine uzaktan müşteri edinimi imkânı tanınmış,</li>
<li>Kimlik tespiti süreçleri görüntülü görüşme, biyometrik doğrulama ve risk temelli yaklaşım üzerine kurulmuş,</li>
<li>Sürecin tamamının kayıt altına alınması ve güvenli iletişim altyapısı ile yürütülmesi zorunlu kılınmış,</li>
<li>Elektronik ortamda kurulan sözleşmelerin belirli şartlar altında yazılı şekil yerine geçmesi sağlanmıştır.</li>
</ul>
<p>Bu çerçeve, sermaye piyasalarında dijital onboarding süreçlerinin hukuki altyapısını oluşturmuştur.</p>
<h3><strong>Değişiklik ile Gelen Yenilikler</strong></h3>
<p>Yapılan düzenleme, Tebliğ’de hem kapsam genişletici hem de uygulamayı derinleştirici nitelikte önemli yenilikler içermektedir.</p>
<h4><strong>1. Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar</strong></h4>
<p>En dikkat çekici değişiklik, Tebliğ’in kapsamının genişletilmesidir. Bu kapsamda Tebliğ’in adı, amacı ve tanımlar bölümü revize edilmiş; kripto varlık hizmet sağlayıcılar açıkça düzenleme kapsamına alınmıştır. Böylece, kripto varlık piyasasında faaliyet gösteren platform ve benzeri kuruluşlar için de standart bir uzaktan müşteri edinim rejimi oluşturulmuştur.</p>
<p>Artık:</p>
<ul>
<li>Aracı kurumlar</li>
<li>Portföy yönetim şirketleri</li>
<li>Kripto varlık hizmet sağlayıcılar</li>
</ul>
<p>uzaktan kimlik tespiti ve elektronik sözleşme rejimine tabi hale getirilmiştir.</p>
<h4><strong>2. Tanımlar ve Hukuki Dayanak </strong></h4>
<p>Tebliğ’de:</p>
<ul>
<li>“Personel” tanımı genişletilerek kripto varlık hizmet sağlayıcı çalışanlarını da kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmiş,</li>
<li>“Kripto varlık hizmet sağlayıcı” kavramı ilk kez Tebliğ’e eklenmiş,</li>
<li>Dayanak maddeleri güncellenerek mevzuat altyapısı güçlendirilmiştir.</li>
</ul>
<p>Bu değişiklikler, Tebliğ’in sistematik bütünlüğünü yeni kapsama uygun hale getirmektedir.</p>
<h4><strong>3. Süreç Yönetimi ve İç Kontrol Yükümlülükleri Artırıldı </strong></h4>
<p>Uzaktan kimlik tespiti sürecine ilişkin organizasyonel yükümlülükler önemli ölçüde sıkılaştırılmıştır:</p>
<ul>
<li>Süreç başlamadan önce iş akış prosedürü oluşturulması ve test edilmesi zorunlu hale getirilmiştir.</li>
<li>Test sonuçları yazılı hale getirilecek, başarısızlık halinde süreç uygulanamayacaktır.</li>
<li>Prosedürlerin yılda en az iki kez gözden geçirilmesi gerekecektir.</li>
<li>Güvenlik ihlali, dolandırıcılık şüphesi veya teknolojik zafiyet durumlarında ilave gözden geçirme yükümlülüğü getirilmiştir.</li>
</ul>
<p>Bu düzenlemeler, kurumların uzaktan kimlik tespiti süreçlerini yalnızca kurmakla kalmayıp sürekli izleme ve iyileştirme yükümlülüğü altına girdiğini göstermektedir.</p>
<h4><strong>4. Personel, Erişilebilirlik ve Hizmet Kalitesi </strong></h4>
<p>Değişiklik kapsamında,</p>
<ul>
<li>Personelin, müşterinin iradesini doğru değerlendirebilmesi için özel eğitim alması zorunlu hale getirilmiştir.</li>
<li>Müşteri güvenini artırmaya yönelik uygun iletişim ortamı oluşturulması öngörülmüştür.</li>
<li>Engelli bireylerin hizmetlere erişimini sağlamak amacıyla gerekli önlemlerin alınması zorunlu tutulmuştur</li>
</ul>
<h4><strong>5. Risk Değerlendirme ve Müşteri Kabul Süreci </strong></h4>
<p>Başvuru sürecine ilişkin önemli bir netleştirme yapılmıştır:</p>
<ul>
<li>Başvuruların görüntülü görüşme öncesinde elektronik form ile alınması zorunlu hale getirilmiştir,</li>
<li>Form içeriğinin, Mali Suçları Araştırma Kurulu düzenlemeleri ile uyumlu olması gerekmektedir,</li>
<li>Başvuru verileri üzerinden risk değerlendirmesi yapılacaktır,</li>
<li>Gerekli görülmesi halinde süreç görüntülü görüşme aşamasına geçmeden sonlandırılabilecektir.</li>
</ul>
<p>Bu yaklaşım, müşteri ediniminde önleyici risk yönetimini güçlendirmektedir.</p>
<h4><strong>6. Görüntülü Görüşme ve Kimlik Doğrulama Süreçleri </strong></h4>
<p>Kimlik doğrulama sürecine ilişkin teknik gereklilikler artırılmıştır:</p>
<ul>
<li>Görüntülü görüşmede canlılık tespiti zorunlu hale getirilmiş,</li>
<li>Sahte yüz (<em>deepfake</em>) gibi teknolojilere karşı ilave tedbir alınması yükümlülüğü getirilmiş,</li>
<li>Kimlik bilgilerinin Kimlik Paylaşım Sistemi ve diğer veri kaynakları ile doğrulanması zorunlu tutulmuştur.</li>
</ul>
<p>Bu düzenlemeler, özellikle artan dijital dolandırıcılık risklerine karşı önemli bir güvenlik katmanı oluşturmaktadır.</p>
<h4><strong>7. Müşteri Onayı ve Sözleşme Süreci </strong></h4>
<p>Değişiklik ile görüntülü görüşme sonunda müşteriden sözlü onay alınması açıkça düzenlenmiş ve elektronik ortamda kurulan sözleşmelerin geçerliliği genişletilerek: Teminat, kefalet, temlik gibi sözleşmeler dahil tüm sözleşmelerin, elektronik ortamda kurulması halinde yazılı şekil şartını sağlayacağı hüküm altına alınmıştır. Sözleşme kurulumu sürecinde ise güçlü kimlik doğrulama ve şifreleme altyapısı kullanımı zorunlu tutulmuştur.</p>
<h4><strong>8. Sorumluluk Rejimi ve Kurul Yetkileri </strong></h4>
<p>Yeni düzenleme ile:</p>
<ul>
<li>Yanlış kimlik tespiti riskinin yönetilmesi kurumların sorumluluğuna bırakılmış,</li>
<li>Uzaktan kimlik tespiti ile edinilen müşterilerin ayrı risk profili ile izlenmesi zorunlu kılınmış,</li>
<li>İşlem bazlı ilave güvenlik kontrolleri uygulanması öngörülmüş,</li>
<li>İtiraz halinde ispat yükünün kurumlara ait olacağı açıkça düzenlenmiştir.</li>
</ul>
<p>Buna ek olarak, Sermaye Piyasası Kurulu’na uzaktan kimlik tespiti kullanımını kısıtlama veya durdurma yetkisi verilmiştir.</p>
<h4><strong>9. Yapay Zeka Kullanımı</strong></h4>
<p>Tebliğ’e eklenen yeni madde ile:</p>
<ul>
<li>Uzaktan kimlik tespitinde yapay zeka temelli uygulamaların kullanılabilmesi mümkün hale getirilmiş,</li>
<li>Bu kullanımın Mali Suçları Araştırma Kurulu düzenlemeleri (Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği Sıra No: 19, M.4) ile uyumlu olması şartı getirilmiş,</li>
<li>Uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi SPK’ya bırakılmıştır.</li>
</ul>
<p>Bu düzenleme, finansal sektörde regüle edilmiş yapay zekâ kullanımının önünü açması bakımından kritik önemdedir.</p>
<h3><strong>Yürürlük</strong></h3>
<p>Tebliğ, yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiş olup hükümleri Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yürütülecektir.</p>
<h3><strong>Genel Değerlendirme</strong></h3>
<p>Yapılan değişiklik, uzaktan kimlik tespiti rejimini daha kapsayıcı, daha teknolojik ve daha risk odaklı bir yapıya dönüştürmektedir.</p>
<p>Özellikle:</p>
<ul>
<li>Kripto varlık hizmet sağlayıcıların kapsama alınması,</li>
<li>Yapay zeka kullanımının düzenlenmesi,</li>
<li>Süreç yönetimi ve iç kontrol yükümlülüklerinin artırılması</li>
</ul>
<p>dikkate alındığında, düzenlemenin yalnızca teknik bir güncelleme olmadığı; aksine finansal sistemin dijitalleşmesine paralel olarak yeni nesil bir uyum çerçevesi oluşturduğu görülmektedir.</p>
<p>Bununla birlikte, artan yükümlülükler karşısında kurumların:</p>
<ul>
<li>Teknolojik altyapılarını güçlendirmeleri,</li>
<li>İç kontrol ve uyum süreçlerini yeniden yapılandırmaları,</li>
<li>Özellikle dolandırıcılık ve siber güvenlik risklerine karşı daha proaktif bir yaklaşım benimsemeleri</li>
</ul>
<p>gerekecektir.</p>
<p>Sonuç olarak, söz konusu değişiklik hem sermaye piyasası kurumları hem de kripto varlık ekosistemi açısından uyum süreçlerini derinleştiren ve dijital finansın kurumsallaşmasını destekleyen önemli bir adım niteliği taşımaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz </em><a href="mailto:info@berkerberker.com"><em>info@berkerberker.com</em></a><em> adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımsız Denetime Tabi Şirketler İçin Eşik Değerler Güncellendi</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/bagimsiz-denetime-tabi-sirketler-icin-esik-degerler-guncellendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 10:11:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6071</guid>

					<description><![CDATA[Yazar: Av. Deniz Nalbant  Giriş 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 397. maddesi kapsamında bağımsız denetime tabi şirketlerin belirlenmesine<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yazar: <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/deniz-nalbant/">Av. Deniz Nalbant </a></strong></em></p>
<h4><strong>Giriş</strong></h4>
<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 397. maddesi kapsamında bağımsız denetime tabi şirketlerin belirlenmesine ilişkin esasları düzenleyen “Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar”, 17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Söz konusu değişiklik, özellikle bağımsız denetim kapsamına giren şirketlerin belirlenmesinde esas alınan finansal eşik değerlerin önemli ölçüde artırılması ve bazı şirket gruplarının doğrudan denetim kapsamına alınması bakımından dikkat çekmektedir. Düzenleme, 1 Ocak 2026 ve sonrasında başlayan hesap dönemleri için uygulanacaktır.</p>
<h4><strong>Genel Eşik Değerlerde Önemli Artış</strong></h4>
<p>Değişiklik ile birlikte, Karar ekinde yer alan (I) ve (II) sayılı listeler kapsamı dışında kalan şirketler bakımından bağımsız denetime tabi olma kriterleri yeniden belirlenmiştir. Buna göre, aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin art arda iki hesap döneminde aşılması halinde şirketler bağımsız denetime tabi olacaktır:</p>
<ul>
<li>Aktif toplamı: 300 milyon TL’den 500 milyon TL’ye yükseltilmiştir.</li>
<li>Yıllık net satış hasılatı: 600 milyon TL’den 1 milyar TL’ye çıkarılmıştır.</li>
<li>Çalışan sayısı: 150 kişi olarak korunmuştur.</li>
</ul>
<p>Bu artış, özellikle orta ölçekli şirketler bakımından bağımsız denetim yükümlülüğünün kapsamını daraltan bir etki doğurmaktadır.</p>
<h4><strong>Halka Açık Sayılan ve Özel Nitelikli Şirketler</strong></h4>
<p>Düzenleme kapsamında;</p>
<ul>
<li>Sermaye piyasası mevzuatı uyarınca halka açık sayılan şirketler,</li>
<li>Karar ekinde yer alan (II) sayılı listede belirtilen şirketler</li>
</ul>
<p>bakımından eşik değerlerde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.</p>
<p>Bu çerçevede:</p>
<p>Halka açık sayılan şirketler için:</p>
<ul>
<li>Aktif toplamı: 30 milyon TL</li>
<li>Net satış hasılatı: 40 milyon TL</li>
<li>Çalışan sayısı: 50 kişi</li>
</ul>
<p>(II) sayılı listede yer alan şirketler için:</p>
<ul>
<li>Aktif toplamı: 120 milyon TL</li>
<li>Net satış hasılatı: 150 milyon TL</li>
<li>Çalışan sayısı: 100 kişi</li>
</ul>
<p>eşikleri uygulanmaya devam edecektir.</p>
<p>Değişikliğin en dikkat çekici yönlerinden biri, eşik değerlerden bağımsız olarak denetime tabi olacak şirketleri belirleyen (I) sayılı listenin genişletilmesidir.</p>
<p>Bu kapsamda:</p>
<ul>
<li>233 sayılı KHK kapsamında faaliyet gösteren kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları,</li>
<li>4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu kapsamında Türkiye’de kurulan ve sermayesinin %50’sinden fazlası doğrudan veya dolaylı olarak kamu iktisadi teşebbüslerine ait olan şirketler</li>
</ul>
<p>(I) sayılı listeye eklenmiştir.</p>
<p>Bu şirketler, herhangi bir finansal eşik değere tabi olmaksızın doğrudan bağımsız denetim yükümlülüğü altına alınmıştır.</p>
<h4><strong>Bağımsız Denetim Kapsamının Daralması</strong></h4>
<p>Eşik değerlerde yapılan artışın doğal sonucu olarak, (I) ve (II) sayılı listeler dışında kalan şirketler bakımından bağımsız denetime tabi olma kapsamının daraldığı görülmektedir.</p>
<p>Özellikle:</p>
<ul>
<li>Aktif büyüklüğü ve ciro bakımından sınırların ciddi şekilde yükseltilmesi,</li>
<li>Çalışan sayısı kriterinin sabit bırakılması</li>
</ul>
<p>birlikte değerlendirildiğinde, daha önce bağımsız denetime tabi olan bazı şirketlerin yeni dönemde kapsam dışına çıkması söz konusu olabilecektir.</p>
<p>Buna karşılık, kamu bağlantılı şirketlerin doğrudan kapsama alınması, düzenlemenin yalnızca daraltıcı değil, aynı zamanda belirli alanlarda genişletici bir etki de doğurduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>Yürürlük ve Uyum Süreci</strong></p>
<p>Karar, yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, 1 Ocak 2026 ve sonrasında başlayan hesap dönemleri bakımından uygulanacaktır.</p>
<p>Bu kapsamda şirketlerin:</p>
<ul>
<li>Güncellenen eşik değerler ışığında finansal verilerini yeniden değerlendirmesi,</li>
<li>Bağımsız denetime tabi olup olmadıklarını tespit etmesi,</li>
<li>Kapsama giren şirketler bakımından bağımsız denetçi atama süreçlerini zamanında tamamlaması</li>
</ul>
<p>gerekmektedir.</p>
<h4><strong>Genel Değerlendirme</strong></h4>
<p>Yapılan değişiklik, bağımsız denetim sisteminde daha seçici bir yaklaşım benimsendiğine işaret etmektedir. Eşik değerlerin artırılması ile denetim yükümlülüğünün daha büyük ölçekli şirketlere odaklandığı, buna karşılık kamu etkisinin yüksek olduğu şirketlerin doğrudan denetim kapsamına alınarak sistemin dengelediği görülmektedir.</p>
<p>Bu yönüyle düzenleme, bir yandan özel sektör üzerindeki denetim yükünü nispeten azaltırken, diğer yandan kamu bağlantılı şirketler bakımından şeffaflık ve hesap verebilirliği güçlendiren çift yönlü bir politika tercihini yansıtmaktadır.</p>
<p>Şirketler açısından ise yeni dönemde en kritik husus, güncel eşiklere göre doğru bir sınıflandırma yapılması ve olası uyumsuzluk risklerinin önüne geçilmesi olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz </em><a href="mailto:info@berkerberker.com"><em>info@berkerberker.com</em></a><em> adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birleşme ve Devralma İşlemlerinde Yeni Dönem: 2026/2 Sayılı Tebliğ ile Getirilen Değişiklikler</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/birlesme-ve-devralma-islemlerinde-yeni-donem-2026-2-sayili-teblig-ile-getirilen-degisiklikler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 20:16:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6037</guid>

					<description><![CDATA[Yazarlar: Av. Ahmet Berker &#38;  Av. Deniz Nalbant  Giriş Rekabet hukukunda birleşme ve devralma işlemlerine ilişkin bildirim yükümlülükleri<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Yazarlar: <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/ahmet-berker/">Av. Ahmet Berker</a> &amp;  <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/deniz-nalbant/">Av. Deniz Nalbant </a></em></strong></p>
<h3><strong>Giriş</strong></h3>
<p>Rekabet hukukunda birleşme ve devralma işlemlerine ilişkin bildirim yükümlülükleri ve değerlendirme süreçleri, işlem planlaması ve hukuki risk yönetimi açısından kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda, 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de değişiklik yapan 2026/2 sayılı Tebliğ, 11 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Yeni düzenleme ile temel tanımlar netleştirilmiş, ciro eşikleri güncellenmiş, teknoloji teşebbüslerine ilişkin istisna yeniden yapılandırılmış, ortak girişimlerin değerlendirilmesine ilişkin çerçeve genişletilmiş ve bildirim süreçleri sadeleştirilmiştir. Ayrıca, devam eden incelemelere yönelik geçiş hükümleri getirilerek uygulamada öngörülebilirlik artırılmaya çalışılmıştır. Aşağıda, söz konusu değişiklikler şirketler ve işlem tarafları bakımından pratik sonuçlarıyla birlikte incelenmektedir.</p>
<h3><strong> Tanımlarda Yapılan Değişiklikler ve Uygulamaya Etkileri</strong></h3>
<p>Yeni Tebliğ M. 1 <em>ile “ilgili teşebbüs”</em>, <em>“işlem tarafı”</em> ve <em>“teknoloji teşebbüsleri”</em> kavramları yeniden düzenlenmiştir.</p>
<ul>
<li><strong>İlgili teşebbüs:</strong> Birleşme işlemlerinde birleşen, devralma işlemlerinde devralan ile devre konu kişi ya da ekonomik birimleri ifade edecek şekilde tanımlanmıştır.</li>
<li><strong>İşlem tarafı:</strong> Birleşme işlemlerinde birleşen, devralma işlemlerinde devralan ilgili teşebbüslerin içinde bulunduğu ekonomik bütünlükler; devre konu ilgili teşebbüs için ise kendisini ve kontrol ettiği ekonomik birimleri kapsayacak şekilde açıklığa kavuşturulmuştur.</li>
<li><strong>Teknoloji teşebbüsleri:</strong> Tanım, dijital platformlar ile yazılım ve oyun yazılımı, finansal teknolojiler, biyoteknoloji, farmakoloji, tarım kimyasalları ve sağlık teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren teşebbüsleri veya bunlara ilişkin varlıkları içerecek biçimde yeniden düzenlenmiştir.</li>
</ul>
<p>Bu değişiklikler özellikle uygulamada ortaya çıkan tereddütleri gidermeyi ve işlem taraflarının kapsamının daha net belirlenmesini amaçlamaktadır.</p>
<h3><strong> Ciro Eşiklerinde Güncelleme ve Bildirim Yükümlülüğü</strong></h3>
<p>Yeni düzenleme ile birleşme ve devralma işlemlerinin Rekabet Kurulu iznine tabi olabilmesi için öngörülen ciro eşikleri önemli ölçüde artırılmıştır.</p>
<p>Buna göre işlemlerin izne tabi olması için:</p>
<ul>
<li>İşlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının 3 milyar TL’yi ve taraflardan en az ikisinin Türkiye cirosunun ayrı ayrı 1 milyar TL’yi aşması; veya</li>
<li>Devralma işlemlerinde devre konu varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise taraflardan en az birinin Türkiye cirosunun 1 milyar TL’yi ve diğer taraflardan en az birinin dünya cirosunun 9 milyar TL’yi aşması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p>Madde 3 uyarınca, bu ciroların hesaplanmasında, devralma işlemleri kapsamında tüzel kişiliğe sahip olan ya da olmayan kısımların devredilmesi hâlinde, devreden taraf bakımından yalnızca devredilen kısmın cirosu esas alınacaktır.</p>
<p>Ciro eşiklerinin artırılmasıyla, özellikle rekabet endişesi doğurmayan yabancılar arası işlemlerin gereksiz bildirim yükümlülüğüne tabi kalmasının önüne geçilmesi ve ekonomik gelişmelere uyum sağlanması amaçlanmaktadır.</p>
<h3><strong> Teknoloji Teşebbüslerine İlişkin Özel Düzenlemenin Yeniden Yapılandırılması</strong></h3>
<p>Teknoloji teşebbüslerine yönelik istisna korunmakla birlikte kapsamı daraltılmıştır.</p>
<ul>
<li>İşlem taraflarından en az birinin Türkiye’de yerleşik teknoloji teşebbüs olması durumunda uygulanacaktır.</li>
<li>Genel eşik olan 1 milyar TL yerine, devre konu işlem tarafı bakımından 250 milyon TL’lik Türkiye cirosu eşiği öngörülmüştür.</li>
<li>Önceki düzenlemede yeterli görülen Türkiye’de faaliyet gösterme, Ar-Ge yürütme veya kullanıcılara hizmet sunma kriterleri yerine “Türkiye’de yerleşik olma” şartı getirilmiştir.</li>
<li>Ayrıca istisnanın birleşme işlemlerini de kapsadığı ve devralmalarda yalnızca hedef teşebbüs bakımından uygulanacağı açıklığa kavuşturulmuştur.</li>
</ul>
<p>Bu değişikliklerle uygulamada ortaya çıkan belirsizlikler azaltılmaya çalışılmıştır.</p>
<h3><strong> Ortak Girişimlerin Değerlendirilmesi ve Maddi İnceleme Çerçevesi</strong></h3>
<p>Yeni düzenleme, ortak girişimlere ilişkin değerlendirme kriterlerini Tebliğ metnine açık şekilde dahil etmiştir.</p>
<p>Kurul, tam işlevsel ortak girişimleri değerlendirirken özellikle:</p>
<ul>
<li>İşlem taraflarının ortak girişimle aynı veya ilişkili pazarlarda önemli faaliyetlerinin bulunup bulunmadığını,</li>
<li>Ortak girişimin ana teşebbüsler arasında rekabeti ortadan kaldırabilecek koordinasyon etkisi yaratıp yaratmadığını dikkate alacaktır.</li>
</ul>
<p>Ayrıca bağımsız bir ekonomik varlık oluşturan ortak girişimler yalnızca birleşme kontrolü kapsamında değil, özellikle iki ya da daha fazla işlem tarafının ortak girişimle aynı pazarda veya ortak girişimin faaliyet gösterdiği pazarın alt, üst veya yakından ilişkili komşu pazarında önemli bir faaliyetinin bulunup bulunmadığı; ortak girişimin kurulmasının doğrudan bir sonucu olan koordinasyonun, söz konusu ürün veya hizmetlerin önemli bir kısmı bakımından ana teşebbüsler arasındaki rekabeti ortadan kaldırma olasılığının bulunup bulunmadığı hususları da Kurul tarafından yapılan incelemede göz önünde bulundurulacaktır.</p>
<p>Kurul’un izin kararlarında şart ve yükümlülük öngörebileceği de açıkça düzenlenmiştir.</p>
<h4><strong> Bildirim Formunda Yapılan Değişiklikler</strong></h4>
<p>Yeni Tebliğ’in ekleri kapsamında bildirim formu sadeleştirilmiş, düşük rekabet riski taşıyan işlemler için bilgi yükümlülükleri azaltılmıştır. Bu değişiklikler bildirim yükümlülüğünü daha öngörülebilir hale getirirken idari yükün azaltılmasını hedeflemektedir.</p>
<h3><strong> Ciro Hesaplaması, Bildirim Tarihi ve Geçiş Hükümleri</strong></h3>
<p>Yeni düzenleme ile:</p>
<ul>
<li>Kısmi devralmalarda yalnızca devredilen kısmın cirosunun esas alınacağı netleştirilmiştir.</li>
<li>Madde 4 uyarınca, bildirimin gerçekleşme tarihine ilişkin süre başlangıcı açıkça düzenlenmiştir.</li>
<li>Ek Madde 1 uyarınca, ciro eşiklerinin veya diğer koşulların değişmesi halinde, incelemesi devam eden işlemlerden yeni eşiklerin altında kalanların incelemelerinin Kurul kararıyla sonlandırılabileceği hükme bağlanmıştır.</li>
</ul>
<p>Bu hükümler, devam eden işlemlerde belirsizliklerin azaltılması ve uygulamada yeknesaklık sağlanması açısından önem taşımaktadır.</p>
<h3><strong>Sonuç</strong></h3>
<p>2026/2 sayılı Tebliğ ile birleşme ve devralma kontrol rejiminde kapsamlı güncellemeler yapılmıştır. Ciro eşiklerinin artırılması, teknoloji teşebbüslerine yönelik istisnanın yeniden yapılandırılması, ortak girişimlerin değerlendirilmesine ilişkin kriterlerin açıkça düzenlenmesi ve bildirim formunun sadeleştirilmesi, uygulamada hem hukuki kesinliği hem de öngörülebilirliği artırmayı amaçlamaktadır.</p>
<p>Yeni düzenlemelerin, işlem planlaması ve bildirim stratejileri üzerinde doğrudan etkisi bulunmakta; özellikle planlanan veya devam eden işlemlerde bildirim yükümlülüklerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu çerçevede, işlem taraflarının yeni eşiklere ve güncellenen bildirim gerekliliklerine uygun hareket etmeleri, hem zaman hem de maliyet bakımından etkin bir birleşme ve devralma süreci yürütülmesi açısından önem arz etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz </em><a href="mailto:info@berkerberker.com"><em>info@berkerberker.com</em></a><em> adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enerji ve Çevresel Piyasalarda Şeffaflık ve Piyasa Bütünlüğüne İlişkin Kapsamlı Yönetmelik Yayımlandı</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/enerji-ve-cevresel-piyasalarda-yeni-donem-seffaflik-ve-piyasa-butunlugune-iliskin-kapsamli-yonetmelik-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 19:42:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6035</guid>

					<description><![CDATA[Yazarlar: Av. Ahmet Berker &#38; Av. Deniz Nalbant  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK”) tarafından hazırlanan Enerji Piyasalarında ve<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yazarlar: <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/ahmet-berker/">Av. Ahmet Berker</a> &amp; <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/deniz-nalbant/">Av. Deniz Nalbant </a></strong></em></p>
<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK”) tarafından hazırlanan Enerji Piyasalarında ve Çevresel Piyasalarda Şeffaflığa ve Piyasa Bozucu Davranışlara İlişkin Yönetmelik, 14 Şubat 2026 tarihli ve 33168 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır ve 1 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.</p>
<p>Yeni düzenleme ile enerji piyasaları ve emisyon ticaret sistemi ile yenilenebilir enerji kaynak garanti piyasası dâhil çevresel piyasalarda şeffaflık, veri açıklama, piyasa gözetimi ve piyasa bozucu davranışların önlenmesine ilişkin bütüncül bir uyum ve denetim çerçevesi oluşturulmaktadır.</p>
<h3><strong>Kapsam</strong></h3>
<p>Yönetmelik;</p>
<ul>
<li>Vadeli elektrik, gün öncesi, gün içi, dengeleme güç ve yan hizmetler piyasalarını,</li>
<li>Vadeli ve spot doğal gaz piyasalarını,</li>
<li>Emisyon ticaret sistemi piyasasını,</li>
<li>Organize yenilenebilir enerji kaynak garanti piyasasını ve</li>
<li>Bu piyasalardaki toptan satış amacıyla yapılan ikili anlaşmaları</li>
</ul>
<p>kapsamaktadır.</p>
<p>Borsa İstanbul tarafından işletilen vadeli işlem ve opsiyon piyasası ile nihai tüketicilerle yapılan ikili anlaşmalar ise kapsam dışında bırakılmıştır.</p>
<h3><strong>Dâhilî Bilgi Rejimi ve Merkezi Açıklama Mekanizması</strong></h3>
<p>Yönetmeliğin en dikkat çekici yönlerinden biri, fiyatları etkileyebilecek nitelikteki dâhilî bilgilere ilişkin açıklama yükümlülüğünün merkezi bir yapı altında toplanmasıdır.</p>
<p>Bu kapsamda, M.5 uyarınca Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (“EPİAŞ”) tarafından bir Dâhilî Bilgi Platformu kurulacak ve işletilecektir. Platform üzerinden:</p>
<ul>
<li>Üretim, iletim, depolama ve tüketim kapasitesine ilişkin bilgiler,</li>
<li>Tesislerin planlı veya plansız devre dışı kalma durumları,</li>
<li>Basiretli bir piyasa katılımcısının yatırım veya işlem kararını etkileyebilecek nitelikteki diğer bilgiler</li>
</ul>
<p>kamuya açıklanacaktır.</p>
<p class="Metin">Dâhilî Bilgi Platformunda açıklanması gereken asgarî veriler ile bunların yayımlanma zamanı ve biçimi ise EPDK kararıyla belirlenecektir.</p>
<p class="Metin">Piyasa katılımcılarının, Dâhilî Bilgi Platformunda yayımlanacak bilgiler için gerekli altyapı ve erişim gerekliliklerini sağlaması ve Dâhilî Bilgi Platformunda işlem yapmaya yetkili kişileri <span class="SpellE">EPİAŞ’a</span> bildirmesi de Yönetmelik kapsamında zorunlu tutulmuştur.</p>
<p>Yönetmelik M.7 uyarınca, piyasa katılımcıları söz konusu bilgileri tam, doğru ve gecikmeksizin açıklamakla yükümlü olacak; açıklama sonrası gerçekleşen değişiklikler de derhal duyurulacaktır.</p>
<h3><strong>Dâhilî Bilgilerin Açıklanmasının Geciktirilmesi</strong></h3>
<p>Yönetmelik M.7/2, belirli koşullar altında dâhilî bilgilerin kamuya açıklanmasının ertelenmesine de imkân tanımaktadır. Buna göre;</p>
<ul>
<li>Gecikmenin kamuyu yanıltmaması,</li>
<li>Bilginin gizliliğinin sağlanması,</li>
<li>Bu bilgiye dayanarak işlem yapılmaması</li>
</ul>
<p>şartlarının birlikte sağlanması halinde açıklama ertelenebilecektir.</p>
<p>Piyasa katılımcıları, geciktirme kararı ve gerekçelerini, Dâhilî Bilgi Platformu kapsamında oluşturulan bildirim sistemi üzerinden <span class="SpellE">EPİAŞ’a</span> elektronik ortamda gecikmeksizin bildirmekle yükümlüdür. EPİAŞ, ise bu bilgileri EPDK&#8217;ya raporlar. EPDK, geciktirme gerekçelerinin yerindeliğini denetleme yetkisine sahiptir.</p>
<h3><strong>Şeffaflık Platformu</strong></h3>
<p>Yönetmelik M.6 uyarınca, dâhilî bilgi niteliğindeki veriler haricindeki fiyat, hacim ve benzeri genel piyasa verileri ise EPİAŞ tarafından işletilecek ayrı bir Şeffaflık Platformu üzerinden yayımlanacaktır.</p>
<p>Bu çerçevede:</p>
<ul>
<li>Ticari sır niteliğindeki veriler ile münferit katılımcı kimliğini ifşa eden bilgiler yayımlanamayacaktır. Ancak katılımcının kimliğini kaçınılmaz olarak ifşa etmekle birlikte piyasanın geneli için önem arz eden veriler bu hükmün istisnasıdır.</li>
<li>Rekabet hukuku bakımından uyumlu eylem riskini doğurabilecek verilerin yayımlanması yasaklanmıştır.</li>
<li>Veri güvenliği EPİAŞ’ın sorumluluğunda olacaktır.</li>
<li>EPİAŞ, piyasa katılımcısı olmayan ilgili kurum ve kuruluşlardan veri temin etmek için protokol imzalamaya yetkilidir.</li>
<li>EPİAŞ, Şeffaflık Platformunda yayımlanan verilere dair ilâve hizmetler için ücret talep edebilecektir.</li>
</ul>
<h3><strong>Piyasa Bozucu Davranışların Açık Tanımı</strong></h3>
<p>Yönetmelik, piyasa bozucu davranışları iki ana başlık altında ayrıntılı şekilde düzenlemektedir:</p>
<h4><strong>1. Dâhilî Bilgi Suistimali (M.8)</strong></h4>
<p>Dâhilî bilgiye sahip kişilerin;</p>
<ul>
<li><span class="GramE">Bu bilgiyi kullanarak, doğrudan veya dolaylı olarak, kendileri veya üçüncü bir taraf hesabına; teklif vermek veya işlem yapmak, mevcut bir teklifi veya işlemi değiştirmek ya da iptal etmek, teklifler arasında bağ kurmak yoluyla veya başka bir suretle bir enerji veya çevre ürününü edinmeleri ya da elden çıkarmaları ve bu fiillere yönelik girişimde bulunmaları,</span></li>
<li>Bu bilgileri; işlerinin, mesleklerinin veya görevlerinin normal seyri içinde açıklanması durumu hariç olmak üzere, başka herhangi bir kişiye ifşa etmeleri,</li>
<li>Dâhilî bilgiye istinaden, enerji veya çevre ürünlerinin edinilmesi veya elden çıkarılmasına yönelik başka bir kişiye tavsiye veya yönlendirmede bulunmaları,</li>
</ul>
<p>yasaklanmıştır.</p>
<p class="Metin">Yönetmelik uyarınca dâhilî bilgi <span class="SpellE">suistimaline</span> ilişkin yükümlülüklerin muhatabı ise;</p>
<ul>
<li class="Metin">Piyasa katılımcısının yöneticileri.</li>
<li class="Metin">Piyasa katılımcısında pay sahibi olanlar.</li>
<li class="Metin">Bir işin veya mesleğin icrası ya da bir görevin ifası kapsamında bu bilgiye sahip olan kişiler.</li>
<li class="Metin">Böyle bir bilgiyi suç teşkil eden bir yolla edinen kişiler.</li>
<li class="Metin">Sahip olduğu bilginin dâhilî bilgi olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişiler.</li>
</ul>
<p class="Metin">Buna ek olarak dâhilî bilgi <span class="SpellE">suistimali</span> fiilinin bir tüzel kişi tarafından işlenmesi hâlinde, ilgili tüzel kişi adına işlem yapma kararına dâhil olan gerçek kişiler hakkında da Yönetmelik uyarınca yaptırım uygulacaktır.</p>
<h4><strong>2. Piyasa Manipülasyonu (M.9)</strong></h4>
<p class="Metin">Enerji veya çevre ürünlerinin;</p>
<ul>
<li class="Metin">Arzı, talebi veya fiyatıyla ilgili yanlış veya yanıltıcı işaretler veren ya da verebilecek şekilde,</li>
<li class="Metin">Tek başına ve diğer kişilerle işbirliği içinde, bu ürünlerin fiyatlarını yapay bir seviyeye taşıyan veya taşıyabilecek şekilde,</li>
<li class="Metin">Bir tertip kurmak suretiyle veya aldatıcı ya da hileli diğer bir yolla bu ürünlerin arzı, talebi veya fiyatıyla ilgili yanlış veya yanıltıcı işaretler veren veya verebilecek şekilde,</li>
<li class="Metin">Piyasanın veya piyasa kurallarının <span class="SpellE">suistimal</span> edilmesi suretiyle piyasanın ya da diğer piyasa katılımcılarının zararına olacak şekilde,</li>
</ul>
<p class="Metin"><span class="GramE">teklif</span> vermek, işlem yapmak, mevcut bir teklifi veya işlemi değiştirmek ya da iptal etmek veya teklifler arasında bağ kurmak yahut başka herhangi bir davranışta bulunmak ve bu fiillere yönelik girişimlerde bulunmak Yönetmelik kapsamında piyasa manipülasyonu sayılacaktır.</p>
<p>Buna ek olarak Yönetmelik, internet dâhil olmak üzere medya organları aracılığıyla ya da başka bir yolla enerji veya çevre ürünlerinin arzı, talebi veya fiyatıyla ilgili olarak yanlış veya yanıltıcı işaretler veren veya vermesi muhtemel olan bilgileri yaymak ve buna yönelik girişimlerde bulunmayı da piyasa manipülasyonu olarak kabul etmiştir. Bu fiiller bakımından ise, işlenmiş sayılabilmesi için, bilgiyi yayan kişi, bilginin yanlış veya yanıltıcı olduğunu bilen veya bilmesi gereken bir kişi olması gerektiği de Yönetmelikte vurgulanmıştır.</p>
<p>Yukarıda sayılan tüm fiiller hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler bakımından yaptırıma tabidir.</p>
<h3><strong>Yükümlülükler (M.10-11)</strong></h3>
<p>Yönetmelik ile piyasa katılımcılarına önemli iç kontrol yükümlülükleri getirilmiştir. Katılımcıların;</p>
<ul>
<li>Dâhilî bilgileri tespit ve muhafaza etmesi,</li>
<li>Suistimali önleyici mekanizmalar kurması,</li>
<li>Şüpheli durumları Kuruma bildirmesi,</li>
<li>Talep edilen bilgi ve belgeleri süresinde sunması</li>
</ul>
<p>zorunlu hale getirilmiştir.</p>
<p>Piyasa işletmecileri ise bünyelerinde piyasa gözetim birimi kurmak, izleme sistemleri tesis etmek ve şüpheli işlemleri derhal EPDK’ya bildirmekle yükümlü olacaktır.</p>
<h3><strong>Yaptırımlar ve Tedbirler</strong></h3>
<p>Yönetmelik M.13, yüksek tutarlı idari para cezaları öngörmektedir. Buna göre:</p>
<ul>
<li>Dâhilî bilgi suistimali ve piyasa manipülasyonu fiilleri bakımından piyasa katılımcılarına <strong>25.098.000 TL’ye kadar</strong>,</li>
<li>Dâhilî bilginin açıklanmaması halinde piyasa katılımcılarına <strong>2.509.800 TL’ye kadar,</strong></li>
<li>Dâhilî bilgi <span class="SpellE">suistimali ve  piyasa <span class="GramE">manipülasyonu</span></span> fiilini işleyen gerçek kişilere <strong>2.509.800 TL’ye kadar,</strong></li>
</ul>
<p>idari para cezası uygulanabilecektir.</p>
<p>İhlal sonucunda menfaat temin edilmesi veya zarara yol açılması halinde ceza tutarı, bu menfaat veya zararın iki katından az olamayacaktır.</p>
<p>Buna ek olarak Kurul ve acele hallerde piyasa işletmecileri M. 14 kapsamında;</p>
<ul>
<li>İlave teminat talep etme,</li>
<li>İşlemleri askıya alma veya iptal etme,</li>
<li>Geçici işlem yasağı getirme</li>
</ul>
<p>gibi idari tedbirler uygulayabilecektir.</p>
<h3><strong>Genel Değerlendirme</strong></h3>
<p>Yeni Yönetmelik, enerji ve çevresel piyasalarda şeffaflık altyapısını kurumsallaştıran, piyasa bütünlüğünü güçlendiren ve piyasa bozucu davranışlarla mücadelede net bir yaptırım çerçevesi ortaya koyan kapsamlı bir düzenleme niteliğindedir.</p>
<p>Bu düzenleme ile Türkiye’de enerji ve karbon piyasalarının kurumsal olgunluk düzeyinin artırılması ve uluslararası standartlara daha yakın bir piyasa gözetim yapısının tesis edilmesi hedeflenmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Konu hakkında detaylı bilgi almak isterseniz </em><a href="mailto:info@berkerberker.com"><em>info@berkerberker.com</em></a><em> adresinden uzman ekibimize ulaşabilirsiniz. </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Asgari Özkaynak Miktarlarının Yeniden Belirlenmesi ile İlgili Tebliğ</title>
		<link>https://www.berkerberker.com/odeme-ve-elektronik-para-kuruluslarinin-asgari-ozkaynak-miktarlarinin-yeniden-belirlenmesi-ile-ilgili-teblig/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 18:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.berkerberker.com/?p=6031</guid>

					<description><![CDATA[Yazar: Av. Deniz Nalbant  Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Asgari Özkaynak Miktarlarının Yeniden Belirlenmesi ile İlgili Tebliğ, 31<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Yazar: <a href="https://www.berkerberker.com/ekibimiz/deniz-nalbant/">Av. Deniz Nalbant </a></strong></em></p>
<p>Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Asgari Özkaynak Miktarlarının Yeniden Belirlenmesi ile İlgili Tebliğ, 31 Ocak 2026 tarihli ve 33154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak önemli bir sermaye güncellemesini beraberinde getirdi. Tebliğ, ödeme ve elektronik para kuruluşlarının asgari özkaynak yükümlülüklerini yeniden belirlemekte olup, 30 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.</p>
<h3><strong>Düzenlemenin Dayanağı ve Kapsamı</strong></h3>
<p>Söz konusu Tebliğ ile, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”), Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik M.33 çerçevesinde ödeme ve elektronik para kuruluşlarının sermaye yeterliliğine ilişkin eşikleri güncellemiştir. Düzenleme, özellikle finansal istikrarın güçlendirilmesi ve sektörde faaliyet gösteren kuruluşların mali dayanıklılığının artırılması amacını taşımaktadır.</p>
<h3><strong>Yeni Asgari Özkaynak Tutarları</strong></h3>
<p>Tebliğ ile birlikte asgari özkaynak yükümlülükleri aşağıdaki şekilde artırılmıştır:</p>
<ul>
<li>Münhasıran fatura ödemelerine aracılık eden ödeme kuruluşları için 15.000.000 TL’den <strong>20.000.000 TL’ye,</strong></li>
<li>Diğer ödeme kuruluşları için 30.000.000 TL’den <strong>40.000.000 TL’ye</strong>,</li>
<li>Elektronik para kuruluşları için 80.000.000 TL’den <strong>105.000.000 TL’ye</strong> yükseltilmiştir.</li>
</ul>
<p>Bu artış, sektörde faaliyet gösteren kuruluşların ölçek ve risk profillerine uygun şekilde daha güçlü bir özkaynak yapısına sahip olmalarını hedeflemektedir.</p>
<h3><strong>Uyum Süreci ve Yaptırımlar</strong></h3>
<p>İlgili kuruluşların, 30 Haziran 2026 tarihine kadar yeni asgari özkaynak yükümlülüklerine uyum sağlamaları gerekmektedir.</p>
<p>Aykırılık hâlinde TCMB;</p>
<ul>
<li>Uyumsuzluğun giderilmesi için altı ayı geçmemek üzere makul bir süre tanımaya,</li>
<li>Bu süre içinde gerekli tedbirler alınana kadar ilgili kuruluşun faaliyet iznini geçici olarak durdurmaya,</li>
<li>Belirlenen süre içinde yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ise faaliyet iznini iptal etmeye</li>
</ul>
<p>yetkilidir.</p>
<h3><strong>Değerlendirme</strong></h3>
<p>Yapılan düzenleme, fintech ekosisteminde faaliyet gösteren ödeme ve elektronik para kuruluşları bakımından sermaye planlamasının yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Artan özkaynak yükümlülükleri, sektörde konsolidasyon eğilimlerini hızlandırabileceği gibi, güçlü sermaye yapısına sahip kuruluşlar bakımından rekabet avantajı da doğurabilecektir.</p>
<p>Kuruluşların, yürürlük tarihine kadar mali tablolarını ve sermaye projeksiyonlarını gözden geçirerek gerekli uyum adımlarını atmaları önem arz etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
